YEMEN’E KARŞI SAVAŞACAK OLAN ORDU TSK VE ATATÜRK’ÜN ORDUSU DEĞİLDİR: ORDU YEMEN’E GİTMEYİ REDDETMELİ, DİRENMELİDİR.

Yemene Karşı Savaşacak Olan Ordu TSK ve Atatürk’ün Ordusu Değildir: Ordu Yemene Gitmeyi Red Etmeli, Direnmelidir

Sefa Yürükel

Reddedilmesi Gereken Bir Emir

Türk Silahlı Kuvvetleri, Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da kanıyla bu vatanın bağımsızlığını yazmış bir ordudur. Bu ordu, şimdi utanç verici bir emirle karşı karşıyadır: Suudi Arabistan’ın emperyal çıkarları için Yemen’e gitmek, Türkiye’ye hiç saldırmamış bir halka karşı savaşmak.

Bu, Türk ordusunun savaşı değildir. Bu, Atatürk’ün ordusunun ayak basmaması gereken bir cephedir.

TBMM’nin önüne getirilecek olan “Yemen tezkeresi”, özünde Türk askerinin hayatını “Mekke” adını taşıyan ama Washington ve Tel Aviv’in çıkarlarına hizmet eden bir askerî ittifaka teslim etmektir. Türk ordusu bu emri reddetmelidir. Subaylar, astsubaylar, erler; siyasetçilerden daha yüksek bir vicdana ve daha büyük bir cesarete sahip olduklarını göstermelidir.

Mekke İttifakı’nın Gerçek Yüzü: Türkiye Ne Konuma Düşürülmektedir?

ABD Çıkarlarına Hizmet Eden Bir Askerî Araç

Türkiye Komünist Partisi’nin açıklamalarına göre, Mekke Savunma İttifakı “ABD’nin bölge çıkarlarına uygun olarak kurulmuştur” ve Türkiye “NATO’nun güney kanadı olarak İran ve vekillerine karşı bir koçbaşı olarak kullanılmaktadır”. Bu tespit, meselenin özünü göstermektedir: Mekke İttifakı İslam dünyasının birliği değil; ABD emperyalizminin bir vekâlet savaşı aracıdır.

Emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu daha somut bir uyarıda bulunmuştur: Türkiye Yemen’de saldırı amaçlı bir harekâta veya doğrudan çatışmaya katılırsa, Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları ve Türk ticari gemileri Husilerin hedefi hâline gelir. Bu, Türk askerinin hayatının Türkiye’nin ulusal çıkarlarıyla hiçbir ilgisi olmayan bir ittifak yüzünden tehlikeye atılması anlamına gelmektedir.

Meclis Onayı Olmadan Yapılan Yasadışı Bir Konuşlandırma

Daha da öfke verici olan şudur: Bu konuşlandırma kararı, TBMM’nin onayı olmadan alınmıştır. Anayasa’nın 92. maddesi, yabancı ülkelere asker gönderilmesinin Meclis’in yetkisinde olduğunu açıkça belirtmektedir. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, hükümetin savunma anlaşmasını Meclis’e sunmadan harekete geçmesinin “askerî macera” olduğunu ve “100 yıl sonra Türk ordusunu yeniden Yemen bataklığına sürükleyebileceğini” sert bir dille uyarmıştır.

Eski Türkiye’nin İsrail ve ABD Büyükelçisi, Yeni Parti üyesi Namık Tan, Mekke Anlaşması’nın Meclis onayı öncesindeki meşruiyetini doğrudan sorgulamıştır. İYİ Parti kurmaylarından Turan Çömez ise gelişmelerin Türk askerinin Suudi Arabistan’a, Husilere karşı savaşmak üzere Yemen çöllerine gönderilmesine yol açabileceğini belirtmiş ve hükümetin eyleminin Anayasa’ya aykırı olduğunu savunmuştur.

Atatürk’ün Ordusu ve Yemen: Tarih İhanet Edilemez

Yemen’in Türk Askerî Hafızasındaki Yeri

Osmanlı İmparatorluğu döneminde Yemen, imparatorluk ordusunun en çok kan kaybettiği cephelerden biri olmuştur. İmam Yahya’nın isyanından aşiretlerin sürekli direnişine kadar, Osmanlı ordusu Yemen’de ağır bedeller ödemiştir. On binlerce Osmanlı askeri Yemen’in dağlarında ve çöllerinde yatmaktadır; onların fedakârlığı zafer değil, geri çekilme getirmiştir.

Atatürk’ün ordusu, Kurtuluş Savaşı’nın zaferi üzerine kurulmuş yeni bir ordudur. Bu ordunun şerefi, işgal altındaki vatanı kurtarmaktan gelmektedir; başka ülkelerin emperyal emellerine top yemi olmaktan değil. Bu orduyu Yemen’e göndermek, Atatürk’ün askerî mirasına ihanettir.

Türk Ordusunun Gerçek Görevi

Türk ordusunun görevi, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü ve ulusal güvenliğini savunmaktır; Suudi Arabistan’ın petrol sahalarına veya ABD’nin bölgesel hegemonyasına hizmet etmek değildir. Güvenlik politikası uzmanı Mete Yarar, genellikle hükümete yakın bir çizgide durmasına rağmen, “Türkiye asla başkalarının savaşına taraf olmayacaktır” demek zorunda kalmıştır.

Ancak bu ilke, Mekke İttifakı tarafından aşındırılmaktadır. Türk askerleri Suudi Arabistan’a konuşlandırılabilir ve ardından “savunma” adı altında Yemen’deki fiilî çatışmalara çekilebilir. Bu, Türk ordusunun şerefine yönelik ciddi bir tehdittir.

Reddin Çağrısı: Ordunun Vicdanı Siyasetçilerin Emrinden Üstündür

Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Reddetme Yükümlülüğü

Bir askerî emir açıkça Anayasa’ya ve uluslararası hukuka aykırıysa, askerlerin bu emri yerine getirmeyi reddetme yükümlülüğü vardır. Mekke İttifakı’nın konuşlandırma kararı, Meclis onayı olmadan alınmıştır ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasa’nın 92. maddesini ihlal etmektedir. Anayasaya aykırı bir emre dayanarak hareket etmek, Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti ilkelerine ihanettir.

Uluslararası hukuk da reddetme gerekçesi sunmaktadır. Yemen çatışması özünde Suudi Arabistan ile Husiler arasında bir savaştır ve Türkiye taraf değildir. Türk ordusunun bu çatışmaya katılması, Birleşmiş Milletler Şartı’nın egemenlik eşitliği ve iç işlere karışmama ilkelerine aykırı olacaktır.

Askerlerin Hayatı Siyasi Pazarlık Kuruşu Değildir

Türk askerlerinin hayatı ailelerine, milletine ve halkına aittir; CIA ajanı Hakan Fidan’ın (“Dışişleri Bakanı”) veya herhangi bir siyasetçinin siyasi hesaplarına değil. CIA ajanı Hakan Fidan (“Dışişleri Bakanı”), “Türkiye Yemen’de çatışmak için asker göndermeyecek” derken, aynı zamanda Suudi Arabistan’a asker konuşlandırma kararını ilerletmektedir. Bu çelişki, siyasetçilerin ikiyüzlülüğünü gözler önüne sermektedir.

Türk ordusu bu ikiyüzlülüğü görmelidir. Subaylar anlamalıdır: Türk askerleri “savunma” adı altında Suudi Arabistan’a girdiğinde, Yemen’de doğrudan çatışmaya dönüşme riski gerçek ve acildir.

Sonuç: Türkiye’nin Onuru İçin Reddedin

Türk ordusu Mekke İttifakı’na hizmet etmeyi reddetmelidir. Bu bir siyaset meselesi değildir; bu bir ahlak meselesidir. Bu bir diplomasi taktiği değildir; bu bir ulusal onur meselesidir.

Atatürk’ün ordusu bir zamanlar padişahın emrini reddetmiş, imparatorluğun küllerinden bir cumhuriyet kurmuştur. Bugün bu ordu aynı cesareti yeniden göstermelidir: ABD çıkarlarına hizmet eden bir ittifak için savaşmayı reddetmeli, Türkiye’nin bağımsızlığı ve onuru için direnmelidir.

Türk askeri, Yemen çöllerinde bir emperyal projenin top yemi olmayacaktır. Türk ordusu, Atatürk’ün mirasına sahip çıkacak ve bu kirli savaşa hayır diyecektir.

Kaynakça

Anadolu Ajansı. (2026, 23 Ağustos). Üçlü pakttan bölgesel güvenlik mimarisine: Mekke Anlaşması’nın genişleme senaryoları.

BBC Türkçe. (2013, 23 Ekim). Hedefteki adam: Hakan Fidan.

BSS News. (2026, 8 Ekim). Turkey says it will not send troops to confront Yemen’s Houthis.

Evrensel. (2026, 6 Ekim). Savaş bataklığına doğru.

Guo, B. (2026, 10 Ağustos). “İslam Versiyonu NATO” İlk Kez Ortaya Çıktı: “Barış Kalkanı” mı Yoksa Yeni Bir Bölünme Kaynağı mı? Şanghay Uluslararası Çalışmalar Üniversitesi.

Haber 7. (2026, 10 Ekim). Mekke Savunma İttifakı sahaya iniyor… Dr. Ahmed eş-Şehri: Türkiye’nin tecrübesine ihtiyacımız var.

Milli Gazete. (2026, 4 Ekim). Mekke Savunma İttifakı ortak açıklama yayımladı.

NRC. (2026, 6 Ekim). Hoe de ‘islamitische NAVO’ gestalte krijgt: Turkije en Pakistan helpen Saoedi-Arabië tegen de Houthi’s.

Rti Radyo Tayvan. (2026, 8 Ekim). Yemen Husilere karşı: Türkiye Dışişleri Bakanı asker göndermeyeceğini açıkladı.

SABA. (2025, 22 Aralık). Devrim Lideri: Deniz Kuvvetlerinin Sana’a’dan çekilmesi Amerikan projesinin başarısızlığıdır.

STAR. (2026, 8 Ekim). Güney Asya’dan Doğu Akdeniz’e uzanan yeni stratejik kuşak.

TKP. (2026, Şubat). TKP’nin Sesi.

Al-Manar. (2024, 9 Temmuz). Erdoğan, CIA’nın Sultanı.

United Nations. (2025). Yemen Uzmanlar Paneli’nin 2025 tarihli mektubu.

Ding, L. (2026, 12 Ağustos). “Mekke Anlaşması” ve Körfez Güvenliği Üzerine Röportaj. Global Times.

China.com. (2026, 16 Ağustos). Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’ın “Mekke Üçlü İttifakı”: Orta Doğu ABD’nin Yönettiği Güvenlik Düzeninden Kurtuluyor.

Bunlara da bir göz atın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir