HALKLAR İSYANDA, KÜRESEL-YEREL İŞ BİRLİKÇİ ELİTLER ÇATIRDIYOR: AVRUPA, TUNUS VE HİNDİSTAN’IN ÇOK CEPHELİ MEŞRUİYET KRİZİ

Halklar İsyanda, Küresel – Yerel İşbirlikçi Elitler Çatırdıyor: Avrupa, Tunus ve Hindistan’ın Çok Cepheli Meşruiyet Krizi

Sefa Yürükel

Ekim 2026’da Fransa’da patlak veren protesto dalgası kısa sürede İtalya, İspanya, Belçika, Portekiz, Almanya, Yunanistan ve Arnavutluk’a yayıldı; Tunus ve Hindistan’a kadar uzandı. Fransa’da 1.800’ü aşkın gözaltı, 600’ü aşkın yaralı güvenlik görevlisi ve bir göstericinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olaylar; İtalya’da Milano ve Bologna’da şiddet olayları ve yaklaşık 1 milyon avroluk maddi hasar; İspanya’da 87 yaşındaki bir kadının tahliyesinin tetiklediği konut krizi eylemleri ve Puerta del Sol’da süren çadır kampı; Belçika’da 30 bin kişilik sendika yürüyüşüne maskeli grupların sızması; Portekiz’de konut ve yakıt fiyatlarına karşı kitlesel eylemler; Almanya’da hükümetin istifasını isteyen “M1llion” yürüyüşü; Arnavutluk’ta beş gün süren ve 167 kişinin gözaltına alındığı çatışmalar; Yunanistan’da üniversite harçlarına ve konut krizine karşı kamp eylemleri; Tunus’ta Cumhurbaşkanı Saied’e karşı yılların en büyük gösterisi; Hindistan’da seçmen listelerine yönelik protestolar aynı tablonun parçalarıdır. Bu makale, söz konusu eylemleri tek bir “küresel isyan”a indirgemeden; enerji enflasyonu, temsiliyet açığı ve güvenlikçi devlet refleksleri üzerinden çok yönlü bir analiz sunmayı amaçlamaktadır. Fransa ve İtalya’daki şiddet olayları ile diğer ülkelerdeki kitlesel ama büyük ölçüde barışçıl eylemler arasındaki farklar korunarak, “elitlerin çatırdaması” tezinin hangi somut mekanizmalarla işlediği tartışılmaktadır.

2026 sonbaharında Avrupa’nın farklı köşelerinde eşzamanlı olarak yükselen sokak hareketleri, tek bir nedene indirgenemeyecek bir öfke birikiminin göstergesidir. Fransa’da başlayan ve kısa sürede kıtaya yayılan protestolar, yalnızca “hayat pahalılığı” veya “hükümet istifası” taleplerinin ötesinde, mevcut temsil mekanizmalarına duyulan güvenin aşındığını ortaya koymaktadır. Bu çalışma, söz konusu eylemleri ülke bazında betimlemekle yetinmeyip, ortak paydalar ve farklılaşan dinamikler üzerinden teorik bir değerlendirme sunmayı hedeflemektedir.

Fransa: Şiddetin Gölgelediği Kitlesel Öfke

Fransa’da 17 Ekim’de düzenlenen gösterilere hükümet 550 bin, sendikalar 800 bin katılımcı açıkladı . Paris, Marsilya, Lyon, Lille ve Limoges gibi kentlerde kamu binalarına saldırılar, araç yakma ve yağma olayları yaşandı; Limoges’da 143 yıllık belediye binası büyük ölçüde yandı . İçişleri Bakanlığı verilerine göre ülke genelinde 1.800’den fazla kişi gözaltına alındı, 600’ü aşkın güvenlik görevlisi yaralandı . Paris’te gözaltı sayısı 855’e ulaşarak “eşi görülmemiş” olarak nitelendirildi .

Eylemlerin bileşimi dikkat çekicidir: çiftçiler, iklim aktivistleri, sendikalar, lise ve üniversite öğrencileri aynı sokakta buluşmuştur . Bu durum, öfkenin tek bir gelir grubuna veya ideolojik kampa hapsolmadığını göstermektedir. Ancak şiddet olayları, hareketin meşruiyetini gölgelemekte ve hükümete “şiddet karşısında taviz yok” söylemiyle konuyu güvenlik meselesine indirgeme imkânı vermektedir. Başbakan Sébastien Lecornu’nun “aşırı sol”u suçlaması ve Cumhurbaşkanı Macron’un “şiddete yer yok” açıklaması, bu indirgemenin siyasi işlevini açıkça ortaya koymaktadır .

İtalya: Milano ve Bologna’da Şiddetin Yeni Merkezi

İtalya’da 17-18 Ekim’de Milano, Bologna ve Torino’da hayat pahalılığına karşı düzenlenen gösteriler şiddet olaylarına dönüştü . Milano’da maskeli gruplar Duomo Meydanı’nda polise taş, şişe ve havai fişek attı; mağazalar yağmalandı, araçlar yakıldı . Polis tazyikli su ve göz yaşartıcı gaz kullandı. Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre olaylarda 28 kişi gözaltına alındı, 141’i güvenlik görevlisi olmak üzere en az 161 kişi yaralandı ve toplamda yaklaşık 1 milyon avroluk maddi hasar oluştu .

Bologna’da polis tazyikli suyla müdahale etti; 36 güvenlik görevlisi yaralandı . Başbakan Giorgia Meloni, “Gösteri yapmak bir haktır; şehirlerimizi ateşe vermek değildir” açıklamasıyla olayları kınadı ve acil güvenlik toplantısı düzenledi . Milano Belediye Başkanı Giuseppe Sala ise protestoların nedenlerini “anlaşılır” bulmakla birlikte şiddeti “mazur gösterilemez” olarak nitelendirdi .

İspanya: Bir Tahliyenin Tetiklediği Konut Krizi

İspanya’da 87 yaşındaki Maricarmen Abascal’ın 70 yıldır yaşadığı evden tahliye edilmesi ve kısa süre sonra hayatını kaybetmesi, ülke çapında kitlesel eylemlere yol açtı . Madrid’de Puerta del Sol meydanında 26 Eylül’den bu yana süren çadır kampı, üç haftayı aşkın süredir devam ediyor . 3 Ekim’de Madrid’de düzenlenen gösteriye polis verilerine göre 70 bin kişi katıldı .

Eylemciler, konut spekülasyonunun sona ermesini, tahliyelerin durdurulmasını ve uygun fiyatlı konut sağlanmasını talep ediyor . İspanya parlamentosunun sosyalist hükümetin acil konut tedbirlerini reddetmesinin ardından protestolar daha da arttı . Madrid bölge yönetimi kampı yasadışı ilan ederek tahliye talebinde bulundu; ancak kamp direnişini sürdürüyor .

Belçika: Sendikal Mobilizasyonun Sızma Krizi

Belçika’da 9 Ekim’de Brüksel’de düzenlenen sendika yürüyüşüne polis verilerine göre 30 bin kişi katıldı. Eylem büyük ölçüde barışçıl geçti; ancak merkez istasyona yakın bölgede maskeli gruplar polise taş, şişe ve havai fişek attı, bir otobüsü yaktı. Polis tazyikli su ve göz yaşartıcı gaz kullandı; aralarında 13’ü reşit olmayan 21 kişi gözaltına alındı. Belçika İçişleri Bakanı Bernard Quintin, olayları “toplumu istikrarsızlaştırmayı amaçlayan organize ve tekrarlanan saf şiddet” olarak nitelendirdi.

Eylemlerin talepleri nettir: eğitim bütçesine yapılan kesintiler, üniversite harçlarındaki artış ve kemer sıkma politikalarının yükünün çalışanlara, emeklilere ve düşük gelirli hanelere yüklenmesi. Öğrenciler “Eğitim herkesin hakkıdır, birkaç kişinin ayrıcalığı değil” pankartları taşımıştır.

Portekiz: Konut ve Yaşam Maliyeti Ekseninde Birleşen Öfke

Portekiz’de 17 Ekim’de Lizbon, Porto ve Coimbra’da düzenlenen eylemlere konut hakları hareketleri ile CGTP sendika konfederasyonu öncülük etti. Talepler arasında daha yüksek ücret, daha iyi emeklilik, kamu hizmetlerinde iyileştirme, konut ve yakıt fiyatlarında düşüş yer almaktadır. Bir CGTP sözcüsü, “Yaşam maliyeti, konut ve yakıt artışı karşısında basit bir alışveriş sepeti bile fahiş fiyatlara ulaştı” ifadesini kullanmıştır.

Lizbon’da binlerce kişinin katıldığı yürüyüşün ardından yüzlerce kişi Rossio Meydanı’nda geceyi geçirdi . Portekiz’de konut fiyatları 2015-2024 arasında %124 artarak AB ortalamasının yaklaşık iki katı hızla yükseldi . Portekiz Başbakanı Luís Montenegro hükümetin öfkeyi anladığını söylemekle birlikte istikrarsızlık atmosferinin “ithal edilmemesi” uyarısında bulundu .

Almanya: Temsiliyetin Sağ Popülist Kanalı

Almanya’da 10 Ekim’de Berlin’de düzenlenen “M1llion” yürüyüşüne polis verilerine göre 2.600 kişi katıldı. Eylemciler hükümetin istifasını, daha sıkı göç politikaları ve Rusya ile daha iyi ilişkiler talep etti. Birçok katılımcı Almanya ve barış bayrakları taşıdı. Polis, planlanan 10 bin kişilik katılıma rağmen büyük bir olay yaşanmadığını bildirdi.

Almanya örneği, “elit karşıtı” öfkenin tek bir siyasi kanala ait olmadığını göstermektedir. Fransa ve Belçika’da sol-sendikal bir çerçevede akan öfke, Almanya’da sağ popülist bir söylemle eklemlenmektedir. Bu durum, “küresel elitler” kavramının ideolojik olarak muğlak olduğunu ve farklı siyasi projeler tarafından doldurulabileceğini ortaya koymaktadır.

Arnavutluk: Çevre Protestosundan Genel Meşruiyet Krizine

Arnavutluk’ta 13 Ekim’de başlayan eylemler, başlangıçta Tiran’da lüks bir otel projesine (ABD Başkanı’nın kızı Ivanka Trump ve damadı Jared Kushner ile bağlantılı) karşı çevre protestosu olarak başladı. Ancak kısa sürede eğitim, istihdam, yolsuzluk ve siyasi hesap verebilirlik taleplerini kapsayacak şekilde genişledi. Tiran’da polisle çatışmalar çıktı; göstericiler Eğitim Bakanlığı binasına ve bir polis karakoluna saldırdı.

Arnavutluk polisinin 17 Ekim açıklamasına göre beş günlük olaylarda 167 kişi gözaltına alındı, 132 polis yaralandı. Başbakan Edi Rama, protestoları “yabancı ellerin” yönlendirdiğini ve AB üyelik sürecini sabote etmeyi amaçladığını iddia etti. Ancak 18 yaşındaki bir göstericinin AFP’ye söylediği sözler, tabanın motivasyonunu daha iyi özetlemektedir: “Biz suçlu değiliz. Sadece ailemiz ve kendimiz için daha iyi bir hayat istiyoruz. Arnavutluk’tan gitmek istemiyoruz.”

Yunanistan: Üniversite ve Konut Ekseninde Kitlesel Ama Barışçıl Direniş

Yunanistan’da Ekim 2026’da üniversite öğrencileri Atina’da parlamento önünde çadır kurarak süresiz protesto başlattı. Talepler arasında gelir düzeyine bakılmaksızın tüm öğrencilere burs, yurt yetersizliği nedeniyle kira desteği veya kira tavanı, ücretsiz yemek, ulaşım ve internet yer almaktadır. Öğrenciler ayrıca yalnızca zengin ailelerin çocuklarının gidebileceği özel üniversitelerin ülkeye getirilmesine karşı çıkmaktadır.

Dikkat çekici olan, Yunan öğrencilerin diğer Avrupa ülkelerindeki eylemlere destek vermesi ancak “başkentte gerilim yaratmadan” protesto etme taahhüdüdür. Öğrenci grupları provokasyonlara karşı kamp alanını korumakta ve hareket bilinçli bir öz-disiplin sergilemektedir.

Tunus: Otoriterleşmeye Karşı Yılların En Büyük Gösterisi

Tunus’ta 17 Ekim’de başkent Tunus’ta düzenlenen gösteriye 3.000’den fazla kişi katıldı . Eylem, Tunus Genel İşçi Sendikası (UGTT) ve muhalefet partileri tarafından örgütlendi . Göstericiler, Cumhurbaşkanı Kais Saied’i demokrasiyi zayıflatmak ve ekonomik krizi derinleştirmekle suçladı; siyasi tutukluların serbest bırakılmasını talep etti .

Saied, 2021’de geniş yetkiler alarak parlamentoyu feshetmiş ve kararnameyle yönetmeye başlamıştı . Muhalefet bu durumu “darbe” olarak nitelendiriyor. Göstericiler “Özgürlükler olmadan demokrasi olmaz”, “Yoksullukla onur olmaz” pankartları taşıdı . Bir kamu görevlisi olan Karim Majeri, “Adaletsizlik, baskı ve yüksek yaşam maliyeti nedeniyle boğulmuş hissediyorum” dedi . Bu gösteri, yıllardır bölünmüş olan muhalefetin nadir bir birlik sergilemesi açısından da dikkat çekicidir .

Hindistan: Seçmen Listelerine Yönelik Protestolar

Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de Ekim 2026’da seçmen listelerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla protestolar düzenlendi . Eylemler, eğitim bakanının istifasına yol açan gençlik hareketinin ardından patlak verdi. Hükümet, protestoları bastırmak için başkente 25 bin polis konuşlandırdı; yüzlerce kişi gözaltına alındı . Hindistan örneği, “küresel elitler” kavramının yalnızca Batılı aktörleri değil, seçimle işbaşına gelmiş görünen yerel iktidar bloklarını da kapsadığını göstermektedir. Seçmen listelerine müdahale iddiaları, demokrasinin en temel aracı olan “oy”un bile tartışmalı hale geldiği bir ortamda, sokak protestolarının neden tek çıkış yolu olarak görüldüğünü açıklamaktadır.

Ortak Payda: Enerji Enflasyonu ve Temsiliyet Açığı

Bu eylemleri tek bir nedene indirgemek mümkün değildir. Ancak iki ortak payda öne çıkmaktadır. Birincisi, enerji enflasyonudur. Eurostat verilerine göre Euro Bölgesi’nde Eylül 2026’da enerji fiyatları yıllık %18,8 artmış; bu, genel enflasyonu %3,8’e taşımıştır. Enerji fiyatları, doğrudan ısınma, ulaşım ve gıda maliyetlerini etkileyerek geniş kesimlerin günlük hayatını baskılamaktadır. Bu baskı, kemer sıkma politikalarıyla birleştiğinde, hükümetlerin “sorumlu maliye” söylemi ile halkın “geçim” talebi arasında bir uçurum oluşmaktadır.

İkincisi, temsiliyet açığıdır. Fransa’da halk, seçtiği iktidarın aldığı kararları kendi hayatına yabancı bulmaktadır. Belçika’da sendikalar kitlesel katılım sağlasa da taleplerin karşılık bulmaması, kurumsal kanalların tıkandığını göstermektedir. İspanya’da parlamento konut tedbirlerini reddetmiş, Tunus’ta cumhurbaşkanı kararnameyle yönetmektedir. Arnavutluk’ta yolsuzluk iddiaları, Yunanistan’da eğitimin metalaşması, Portekiz’de konut krizi, Hindistan’da seçmen listeleri tartışması aynı noktaya çıkmaktadır: mevcut temsil mekanizmaları, geniş kesimlerin hayat deneyimini yansıtmamaktadır.

Değerlendirme

Söz konusu eylemler, tek bir “küresel isyan” başlığı altında toplanamayacak kadar farklı yerel dinamiklere ve siyasi kanallara sahiptir. Yine de ortak bir teorik çerçeve sunmak mümkündür. Fransa örneği, Nancy Fraser’ın “meşruiyet krizi” kavramıyla okunabilir. Fraser’a göre kapitalist toplumlarda meşruiyet krizi, sistemin yönetme kapasitesi ile halkın beklentileri arasındaki makas açıldığında ortaya çıkar. Burada makas, yalnızca hayat pahalılığı değil; kamu hizmetlerinin, özellikle eğitimin çöküşü ile hükümetin kemer sıkma politikaları arasındaki çelişkidir. Öğrenci eylemlerinin bir aydır sürmesi, krizin konjonktürel değil yapısal olduğunu göstermektedir.

İtalya örneği, meşruiyet krizinin güvenlikçi devlet refleksiyle nasıl bastırılmaya çalışıldığını göstermektedir. Meloni hükümeti, şiddeti “hooligan”lara atfederek ve acil güvenlik toplantıları düzenleyerek konuyu kamusal güvenlik meselesine indirgemiştir. Ancak Milano Belediye Başkanı’nın protestoların nedenlerini “anlaşılır” bulması, sol ve sağ arasında dahi nedenler konusunda bir uzlaşma olduğunu, yalnızca şiddet konusunda anlaşıldığını göstermektedir . Bu durum, İtalya’da da meşruiyet krizinin tanındığını ancak siyasi olarak ele alınmadığını ortaya koymaktadır.

İspanya örneği, konut hakkının toplumsal yeniden üretimin temel altyapısı olarak nasıl işlev gördüğünü göstermektedir. David Harvey’in “kentsel müşterekler” analizi çerçevesinde konut, yalnızca bir meta değil; aynı zamanda güvenlik ve aidiyet duygusunun maddi temelidir. 87 yaşındaki bir kadının evinden tahliye edilmesi ve kısa süre sonra ölmesi, bu temelin çöküşünün sembolik ifadesi haline gelmiştir. İspanya’da konut fiyatlarının spekülatif artışı, geniş kesimlerin “ev” üzerinden kurduğu güvenlik duygusunu aşındırmakta; bu aşınma, sokakta “sistem çalışmıyor” duygusunun somut karşılığına dönüşmektedir.

Portekiz ve Tunus örnekleri, farklı siyasi bağlamlarda benzer bir dinamik sergilemektedir. Portekiz’de konut fiyatlarındaki %124’lük artış, Lizbon’da Rossio Meydanı’nda çadır kurulmasına yol açmıştır . Tunus’ta ise ekonomik kriz ve otoriterleşme birleşerek yılların en büyük gösterisini tetiklemiştir . Her iki durumda da ortak olan, mevcut siyasi ve ekonomik düzenin geniş kesimler için “yaşanabilir” olmaktan çıkmasıdır.

Almanya örneği, Chantal Mouffe’un “agonistik siyaset” kavramıyla aydınlatılabilir. Mouffe’a göre demokratik siyaset, düşmanlık değil agonizm, yani rekabet üzerine kurulmalıdır. Ancak temsiliyet kanalları tıkandığında, agonizm yerini antagonizmaya, yani düşmanlığa bırakır. Almanya’daki “M1llion” eylemi, bu antagonizmanın sağ popülist bir yönde kristalleşmesinin örneğidir. Öfke gerçektir; ancak adresi ve çözüm önerisi siyasi olarak tartışmalıdır.

Arnavutluk ve Hindistan örnekleri, “küresel elitler” tezinin yerel elitler boyutunu öne çıkarmaktadır. Arnavutluk’ta hedef, yolsuzluk iddialarıyla anılan ulusal siyasi sınıf ve onun uluslararası aktörlerle kurduğu ilişkiler ağıdır. Hindistan’da ise seçmen listelerine müdahale iddiaları, demokratik temsilin en temel aracının bile tartışmalı hale geldiğini göstermektedir. Bu durum, elitlerin çatırdamasının yalnızca Batı’ya özgü olmadığını; demokratikleşme sürecinin yarım kaldığı veya otoriterleşme eğilimlerinin güçlendiği ülkelerde daha da şiddetli bir meşruiyet krizi olarak tezahür ettiğini göstermektedir.

Yunanistan örneği ise Guy Standing’in “prekarya” kavramıyla ilişkilendirilebilir. Standing’in prekarya tanımı, güvencesiz istihdam, borç yükü ve gelecek perspektifinin kaybı üzerinden şekillenir. Yunan öğrencilerin talepleri, yalnızca burs değil; aynı zamanda geleceğin gasp edilmesine karşı bir itirazdır. Eğitimin metalaşması ve konutun spekülatif bir varlığa dönüşmesi, gençliğin gelecek kavramına olan güvenini aşındırmakta; bu aşınma, sokakta çadır kurmanın rasyonel bir siyasi eylem haline gelmesine yol açmaktadır.

Bu çerçevede “küresel elitler çatırdıyor” tespiti, bir çöküş kehaneti değil; meşruiyet krizinin derinleştiği yönünde bir uyarı olarak okunmalıdır. Fransa’da 1.800 gözaltı, İtalya’da 1 milyon avroluk hasar, İspanya’da üç haftayı aşan çadır kampı, Belçika’da sendika yürüyüşüne sızan şiddet, Portekiz’de konut eksenli öfke, Almanya’da sağ popülist kanala akan hoşnutsuzluk, Arnavutluk’ta beş günlük çatışma, Yunanistan’da çadır eylemleri, Tunus’ta otoriterleşme karşıtı gösteri ve Hindistan’da seçmen listesi protestoları, farklı yerel dinamiklerin aynı küresel eşitsizlik tablosuna eklemlendiğini göstermektedir. Ancak bu çatırdama, alternatif bir düzenin kendiliğinden doğacağı anlamına gelmemektedir. Öfke gerçektir; fakat öfkenin siyasi olarak nereye kanalize olacağı belirsizdir. Fransa ve Belçika’da sol-sendikal bir çerçeve, Almanya’da sağ popülist bir söylem, Arnavutluk’ta yolsuzluk karşıtı bir gençlik hareketi, Tunus’ta demokrasi talebi söz konusudur. Bu çeşitlilik, “elitlerin çatırdaması”nın tek bir siyasi projeye indirgenemeyeceğini göstermektedir. Asıl mesele, elitlerin çatırdaması değil; çatlağın içini neyin dolduracağıdır.

Sonuç

2026 sonbaharında Avrupa’nın farklı ülkelerinde ve ötesinde eşzamanlı olarak yükselen protestolar, tek bir nedene bağlanamayacak kadar çok katmanlı bir meşruiyet krizine işaret etmektedir. Fransa ve İtalya’daki şiddet olayları, İspanya’daki konut krizi eylemleri, Belçika’daki sendikal mobilizasyon, Portekiz’deki konut eksenli öfke, Almanya’daki sağ popülist kanal, Arnavutluk’taki yolsuzluk karşıtı gençlik hareketi, Yunanistan’daki barışçıl kamp eylemleri, Tunus’taki otoriterleşme karşıtı gösteri ve Hindistan’daki seçmen listesi protestoları ortak bir paydada buluşmaktadır: geniş kesimler, mevcut temsil mekanizmalarının kendi hayat deneyimlerini yansıtmadığını düşünmektedir. Enerji enflasyonu ve kemer sıkma politikaları bu algıyı derinleştirmekte, ancak tek başına açıklamamaktadır.

“Küresel elitler çatırdıyor” tezi, bu nedenle dikkatli bir şekilde ele alınmalıdır. Çatırdama gerçektir; ancak bu, elitlerin yerini neyin alacağı sorusunu yanıtlamamaktadır. Öfkenin sol-sendikal, sağ popülist, demokrasi talebi veya yolsuzluk karşıtı gençlik hareketi gibi farklı kanallara akması, gelecekteki siyasi yönelimin belirsizliğini koruduğunu göstermektedir. Bu belirsizlik, hem riskler hem de imkânlar barındırmaktadır. Risk, öfkenin ayrımcı ve dışlayıcı siyasi projelere kanalize olmasıdır. İmkân ise, temsiliyet açığının giderilmesi yönünde toplumsal bir talep yaratmasıdır. Belirleyici olan, sokaktaki öfkenin kurumsal bir karşılığa dönüşüp dönüşmeyeceğidir.


Kaynakça

  1. Baba Ocağı. (17 Ekim 2026). Fransa’da 1200’den fazla gözaltı, İtalya’da çatışmalar!
  2. VOV. (19 Ekim 2026). İtalya’da protesto dalgası şiddet ve yağmaya dönüştü.
  3. EFE Noticias. (18 Ekim 2026). Sol’daki çadır kampı, konut protestosunun üçüncü haftasında yağmura direniyor.
  4. Deutschlandfunk. (17 Ekim 2026). Tunus’ta binlerce kişi Cumhurbaşkanı Saied’e karşı protesto düzenledi.
  5. METLA. (18 Ekim 2026). Avrupa hayat pahalılığıyla boğuşuyor: Fransa’da 2.000’den fazla gözaltı, Milano’da yangınlar, Lizbon’da çadırlar.
  6. Halkın Günlüğü. (19 Ekim 2026). İtalya’nın kuzeyinde protestolar sırasında şiddetli çatışmalar.
  7. BNR. (3 Ekim 2026). İspanya’da konut politikası nedeniyle yeni protestolar.
  8. Deccan Chronicle. (17 Ekim 2026). Tunuslular artan yaşam maliyeti ve özgürlük kısıtlamaları nedeniyle sokakta.
  9. METLA. (18 Ekim 2026). Avrupa hayat pahalılığıyla boğuşuyor: Fransa’da 2.000’den fazla gözaltı, Milano’da yangınlar, Lizbon’da çadırlar.
  10. HRT. (18 Ekim 2026). Fransa ve Belçika’nın ardından Milano ve Bologna’da öğrenci protestoları.
  11. KBS Haber. (4 Ekim 2026). İspanya’da konut krizi protestoları yayılıyor… Madrid’de 70 bin kişi toplandı.
  12. Rti Merkez Yayın. (17 Ekim 2026). Tunus son yılların en büyük gösterisine sahne oldu; Cumhurbaşkanı Saied zorlu bir sınavla karşı karşıya.
  13. METLA. (18 Ekim 2026). Avrupa hayat pahalılığıyla boğuşuyor: Fransa’da 2.000’den fazla gözaltı, Milano’da yangınlar, Lizbon’da çadırlar.
  14. Anadolu Ajansı. (18 Ekim 2026). İtalya’da dünkü olaylı protestoların bilançosu ağır oldu.
  15. Saba Haber Ajansı. (9 Ekim 2026). İspanya’da konut krizini protesto eden kitlesel gösteriler.
  16. Gulf Daily News. (17 Ekim 2026). Tunuslular Cumhurbaşkanı Saied’e karşı yılların en büyük protestosunu düzenledi.
  17. Odatv. (18 Ekim 2026). Fransa sokakları alev alev… Öğrenci isyanı kontrolden çıktı, öfke dalgası Avrupa’dan Tunus, Hindistan ve Bahreyn’e yayıldı.
  18. CGTN Shqip. (19 Ekim 2026). İtalya’nın kuzeyindeki protestolarda şiddetli çatışmalar.
  19. Lusa. (12 Ekim 2026). Madrid’de Puerta del Sol’da konut krizi protestosu.
  20. The New Arab. (17 Ekim 2026). Tunuslular Cumhurbaşkanı Saied’e karşı yılların en büyük protestosunu düzenledi.

Bunlara da bir göz atın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir