Yıkılmadan kurtuluşa kimse inanmadı. Herkes bir ATATÜRK bekledi.
Çünkü milletin umudu hep büyük önderlerin varlığına bağlanmıştı.
Fakat o büyük önder, yıkımın en karanlık anında ortaya çıktı.
İşte bu yüzden, biz de HALK OLARAK yıkımın eşiğine gelmeden kurtuluşa inanamayacağız. Onu test ettik.
Çünkü bizim için devrim dediğimiz kavram, yalnızca yıkılmadan çıkışı sağlayacaktı.
Yıkılmadan ATATÜRK politikalarına dönüştü.
Herkes yalnızca bir “kurtuluş savaşı” sandı. Oysa mesele bundan çok daha derindi.
Biz dedik ki “Unutun ATATÜRK’ü!” Bu sözümüz de yanlış anlaşıldı.
Amacımız, onu silmek ya da yok saymak değildi! Aksine, ATATÜRK’ün kişiliğine değil, fikirlerine dönmeyi, yani onun bize bıraktığı yol haritasını yeniden hatırlatmayı istedik.
Çünkü ATATÜRK, yalnızca bir kişi değil; bir yön, bir yöntem, bir irade demektir.
Bizde bu iradeyi yıkılmadan gerçekleştirelim dedik.
Bugün yaşadığımız sancılar, aslında bize yeniden aynı gerçeği fısıldıyor.
Ülkede devrim, ancak toplumun yıkımla yüzleştiği anlarda mümkün olurmuş.
İşte bu yüzden “yıkılmadan inanılmaz oldu”.
Ve işte bu yüzden ATATÜRK’ün izine dönmek, yalnızca nostaljik bir çağrı değil; yeniden ayağa kalkmanın, yeniden var olmanın yoludur.
Biz bunu ÇÖKÜŞTE sunduk. Kabul görmedi.
Şimdi yıkılışı bekleyeceğiz. Ve hep KAHKAHA atarak.
FUAT YEŞİLKAYA
26.08.2025

