KOÇ KATIMI ŞENLİKLERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

KOÇ KATIMI ŞENLİKLERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ .! ( 2 )
(Nar Tuganla birleşim )

Türklerin hakim oldukları Turan dediğimiz coğrafyada At kadar önem verilen diğer bir canlı türü koyundur.
Türklerde koyun sevgisi tarihin ilk dönemlerinden bu yana devam etmektedir.
Çin kaynaklarına göre ise ilk Türk devleti olan Hunlar kendilerine Kun yani koç,koyun anlamına gelen bu isimle hitap ettirmişlerdir.
Koyun o kadar içselleştirilmiştir ki Oğuz Kağan , Kağanlık otağının her iki tarafına diktirdiği direklere astırdığı tuğların altına kara ve ak koyunları bağlayacak kendisine ve soyuna uygun görmüştür.!
Günümüzde bile koyun servet(devlet ) olarak görülmesi olasılıkla bu nedendendir..
Dikkat edilmesi gereken diğer bir görsellik ise yapılan mabetler ve mezar taşlarına koyun ve koç şekilleri işlenmesidir.
Anadolu’da veya orta Asya yerleşim bölgelerinde Türklük için çok önemli olan ve Ataların ruhuna saygıyı içeren mezarlıklarda bu kabartma şekillere rastlanmaktadır.
Koyun ; ekonomik olarak önemi yalnız etinden sütünden yararlanılması değildir. Giysilerin yapıldığı yün koyunlardan elde edilerek katma değer olarak Türkün yaşamında yer almıştır.
Yine derisinden çeşitli yerlerde yararlanılan koyun ,kışlık olarak üretilen peynir ve türevlerinin saklanması ve korunması içinde kullanılmaktadır.
Evlerde, otağlardaki kilimler ,halılar koyun yününden dokunması ile yalnız etinden sütünden yaralanmanın dışında koyunun yaşamın her alanında yararlanılması ile günümüze kadar gelmiştir.
Koç katımı geleneği aslında diğer iki şölene birden katkı sağlamaktadır.
Koç katımından sonra kutlanan NAR TUGAN (Doğan güneş ) şöleni koçla koyunun çiftleşmesinden üç ay sonrasına denk gelir.
Bu günlerde atalarımız çeşitli etkinlikler yaparlar,yani çifte bayram kutlarlar.
Kışın kasvetli ortamından kurtulmak gibi görünse de aslında bir paylaşım seferberliğidir.
Köyün obanın gençleri ve sürü çobanları içlerinden seçtikleri arkadaşlarına kadın elbisesi giydirerek ev ev ,çadır çadır dolaşırlar.
İlk önce sürü sahiplerinin yurtları gezilir.
Çünkü artık koyunlar memeye yani süte gelmişlerdir.
Bu eğlenecelerin diğer bir adı da ”süte gelme” şölenleridir.
Bu günlerde kötü ruhların yurttan uzak tutulması için bu etkinliklere katılmak zorunluluğu oluşmuştur.
Katılmayan veya paylaşımda bulunmayanın koyunlarının memelerinin yara olacağı inancı yaygındır.
Evin Hatununa kuma geldiklerini söyleyerek sandıkları veya aşhane denilen kapalı erzak odasının anahtarını isterler.!
Evin er kişisinin dizine ,yanına oturarak ona şaka yollu çeşitli eziyetler ederler.
Evin hatun kişisi ve er kişisi bu hengameden kurtulmak için evde bulunan bulgur,fasulye,un vbg çeşitli yiyeceklerin yanında giysi türünden eşyalar vererek kurtulurlar..!
Toplanan erzak ve eşyalar havanın erken kararmasıyla beraber ihtiyaç sahiplerinin evleri ziyaret edilerek torbalara bu evlere gene aynı şekilde türkülerle ,eğlenceli bir şekilde bırakılır.
Ziyaret edilen madden düşkün ailelerin gururları incinmesin diye dolu torbalarla girilir kargaşa yaratılarak torbaların bir kısmı aşhanede bırakılır..!
Gecelerin uzun olması nedeni ile akşamları bu eğlenceler oba Beyinin otağında yada günümüzde ki adıyla köy odasında gerçekleştirilir.
Yemekler ,hamur işleri gündüzden hazırlandığı için akşamları topluca yemekler yenilir,ozanlar çeşitli hikayeler ,efsaneler anlatarak geçmişte yaşanmış kahramanlıkların veya sevdaların gelecek kuşaklara aktarılması için anlatılır.
Müzik ve folklorik oyunlarla renklendirilen kutlamalar ilerleyen saatlere kadar devam eder.
Bazı bölgelerde bu kutlamalar yedi gün yedi gece sürdüğü de araştırmalar sonunda anlaşılmıştır.
Bu gün yaşadığımız dünyada ”sosyal” devlet (!) safsatasıyla bizleri bütünleştirmeye çalışan Türk dışı unsurların yerli iş birlikçileri geleneklerin nasıl bir paylaşımcılık ve imtiyazsızlık ortaya koyduğunu da gizlemeye çalışmaktadırlar.
Ne kadar acı ,ne kadar üzücüdür ki Türk Milliyetçiliğinin merkezi olduğunu iddia edenler bile bu geleneklerden habersiz ”Milliyetçilik” yapmaktadırlar..(!).

Bizler, Kemalist düşüncede olanlar olarak, geleneklerin yaşatılması ve toplumun her kesimine yaygınlaştırılması için hamaset,slogan edebiyatı yerine gerçeklerin anlatılmasına tarafız…!
Diyoruz ki..!
Gelenekler yok olursa töre ;,
töre yok olursa Türklük yok olur ..!

Türk soylular, saygınlığınızla anılın

17 EYLÜL 2014

Bunlara da bir göz atın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir