Türkiye’de geçmişle hesaplaşma zor çünkü devletin sürekliliği, toplumun bölünmüşlüğü ve korku kültürü birbirini besliyor.
Devlet sürekliliği: “Yapan da aynı, yargılayan da”
Türkiye’de birçok ülkeden farklı olarak rejimler yıkılıp yeniden kurulmadı. Devlet kadroları büyük ölçüde devam etti. Güvenlik, yargı ve bürokraside “kopuş” yaşanmadı. Bu yüzden geçmişle hesaplaşma demek, bugünkü yapının kendisini sorgulaması demek oluyor. Bu da devleti içgüdüsel olarak savunmaya geçiriyor.
Açarsak dağılırız korkusu
Türkiye siyasal kültüründe güçlü bir refleks var. Geçmişi kurcalarsak ülke bölünür. Bu düşünce: Ermeni meselesi, Dersim, 12 Eylül, Faili meçhuller, Kürt meselesi gibi başlıklarda sürekli frene basılmasına yol açtı. Hesaplaşma, adalet değil tehdit olarak algılandı.
Toplumun kendisi de bölünmüş durumda
Hesaplaşma için asgari bir toplumsal mutabakat gerekir.
Türkiye’de ise, aynı olay bir kesim için katliam. Diğeri için zorunlu tedbir. Başkası için “hiç olmamış bir şey” Ortak hafıza yok ortak adalet talebi de oluşmuyor.
Güçlü “devlet kutsallığı” kültürü
Türkiye’de devlet, hesap veren değil. Hesap soran bir özne olarak görülür. Bu kültürde, Devlet hata yapmaz. Yaptıysa da vardır bir bildiği. Mağdurdan çok “devletin itibarı” korunur. Bu bireyin değil devletin merkezde olduğu bir zihniyettir.
Cezasızlık geleneği (en kritik nokta)
Geçmişte: Darbeciler affedildi, Faili meçhuller kapatıldı, Zamanaşımı işletildi
Sonuç:
Yapanın yanına kâr kalır. Bu sadece geçmişi değil, geleceği de zehirler çünkü yeni ihlaller için zemin hazırlar.
Hesaplaşma = intikam sanılıyor
Oysa hesaplaşma:
İntikam değildir, Devleti yıkmak değildir, Toplumu suçlamak değildir. Ama Türkiye’de: “Yargılama”, “hesap sorma” “Hesap sorma” “düşmanlık” “Düşmanlık” “bölünme” zinciri kuruluyor.
Peki hiç mi umut yok?
Var, ama zor:
Hakikat komisyonları (ceza değil, gerçek), Arşivlerin açılması, Mağdurun tanınması (en azından “oldu” demek), Kuşak değişimi, Sivil toplum ve hafıza çalışmaları ile Türkiye’de hesaplaşma devrimle, yavaş, parçalı ve sancılı ilerleyebilir. Çünkü devrim ADALET üzerine kurgulanmıştır. Bir sınıfın çıkarı değil, tümü kapsayandır.
Net sonuç:
Türkiye geçmişle hesaplaşamıyor çünkü: Devlet kendini koruyor, Toplum ortaklaşamıyor, Adalet korkuyla bastırılıyor Ama şunu da unutmamak lazım: Hesaplaşmayan toplumlar unutmaz, sadece bastırır. Ve bastırılan her şey, bir gün başka bir biçimde ortaya çıkar. Bu çıkmasın diye her gün toplumun önüne başka , başka sorunlar konmakta ve toplum bunlarla meşgul edilmektedir. Bunu etkileyen en önemli unsurda, toplum önünde farklı, arka kapıda aynı yere hizmetli PARTİLERDİR.

