600 MİLLETVEKİLİNDEN 467 HAİN: MÜSVETTE MECLİSTEN MEDET UMULMAZ, YEMEN TEZKERESİNDE PAKİSTAN HALKI GİBİ İNİSİYATİF ALINMALIDIR

600 Milletvekilinden 467 Hain: Müsvette Meclisten Medet Umulmaz, Yemen Tezkeresinde Pakistan Halkı Gibi İnisiyatif Alınmalıdır

Sefa Yürükel

Bir Oy Sayısının Anatomisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi 600 sandalyeden oluşmaktadır. Çeşitli nedenlerle bu sayı pratikte 592’ye düşmüştür. Ancak 467 rakamı, bu meclisin gerçek yüzünü gösteren bir damga olarak tarihe geçmiştir.

467, Meclis’teki toplam milletvekili sayısı değildir. 467, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” teklifine “kabul” oyu veren milletvekillerinin sayısıdır. Bu oylama, Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) bir ayağı olan “Terörsüz Türkiye” sürecinin yasal çerçevesini oluşturmuştur. 467 milletvekili, bu çerçeveye onay vermiştir.

Şimdi aynı meclis, Yemen tezkeresiyle karşı karşıyadır. Mekke İttifakı kapsamında Suudi Arabistan’a asker konuşlandırma kararı alınmış; anlaşmanın ve tezkerenin Meclis’e sunulması beklenmektedir. Henüz Meclis’ten geçmemiş olan bu anlaşma, emperyal bir projenin parçasıdır. 467 hainin BOP çerçevesine onay verdiği bu meclisten, Yemen tezkeresinde de aynı ihanetin tekrarlanması beklenmektedir.

Pakistan halkı, CIA ajanı Şahbaz Şerif’in (“Pakistan Başbakanı”) Mekke Anlaşması’nı imzalamasının ardından sokaklara dökülmüştür. Türkiye halkı ise 467 hainin olduğu bu müsvette meclisten medet ummamalı; Pakistan halkı gibi inisiyatif almalıdır. CIA ajanı Hakan Fidan (“Dışişleri Bakanı”) ise bu sürecin mimarı olarak Türkiye’yi emperyal vesayetin içine çekmektedir.

Meclisin Anatomisi: 600 Sandalye, 467 Hain

Sayısal Çoğunluk, Ahlaki Çöküş

TBMM’deki sandalye dağılımı, AK Parti 277, Yeni Parti 91, DEM Parti 56, MHP 46, CHP 44, İYİ Parti 27 civarındadır. Bu tablo, siyasal bir çoğunluğu göstermektedir. Ancak 467 “kabul” oyu, bu çoğunluğun ahlaki niteliğini ortaya koymaktadır. Bir meclisin meşruiyeti yalnızca sayısal çoğunlukla değil; aynı zamanda o çoğunluğun temsil ettiği iradenin niteliğiyle ölçülür. 467 oy, niceliksel bir çoğunluk olabilir; ancak niteliksel olarak bu oy, milletin değil; emperyal merkezlerin iradesini yansıtmaktadır.

BOP çerçevesinde “Terörsüz Türkiye” adı altında dayatılan yasa, 467 milletvekilinin oyuyla geçmiştir. Bu yasa, Türkiye’nin bölünmesine yönelik emperyal bir projenin yasal kılıfıdır. 467 milletvekili, bu projeye ortak olmuştur. Bu ortaklık, yalnızca siyasal bir tercih değil; aynı zamanda tarihsel bir ihanetin tezahürüdür. Zira BOP, yalnızca bir dış politika projesi değil; aynı zamanda bir medeniyet tasfiyesi projesidir.

Yemen Tezkeresi: BOP’un Bir Sonraki Adımı

Mekke İttifakı, BOP çerçevesinde kurgulanmış bir askerî yapıdır. Anlaşmanın NATO’nun 5. maddesine benzer bir kolektif savunma hükmü içerdiği belirtilmektedir. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan bu anlaşma, İslam’ın en kutsal şehrinin adını taşımakta; ancak emperyal çıkarlara hizmet etmektedir. Anlaşmanın adı “Mekke”dir; ancak içeriği, Mekke’nin simgelediği adalet, onur ve birlik değerlerinin tam karşıtıdır.

Suudi Arabistan ve Pakistan, beklentilerini Türkiye’ye iletmiştir. Suudi Arabistan’a askerî destek sağlanması kararı alınmıştır. Bu kararın uygulanması için TBMM’nin onayı gerekmektedir. Yemen tezkeresi, bu onayın bir parçası olacaktır. Tezkere, yalnızca bir askerî konuşlandırma kararı değil; aynı zamanda Türkiye’nin BOP çerçevesine entegrasyonunun son halkasıdır.

467 hainin olduğu bu meclisin, Yemen tezkeresine de onay vereceği açıktır. Zira aynı meclis, BOP’un bir önceki ayağına onay vermiştir. Bu meclis, artık milletin değil; emperyal merkezlerin talimatlarını uygulayan bir müsvette meclise dönüşmüştür. Müsvette meclis, tamamlanmamış, taslak hâlinde olan bir meclistir. Kurucu iradesini, bağımsızlık ruhunu ve millet egemenliği ilkesini yitirmiştir.

Pakistan Halkının İnisiyatifi: Bir Örnek

CIA Ajanı Şerif’e Karşı Sokaklar

Pakistan halkı, CIA ajanı Şahbaz Şerif’in (“Pakistan Başbakanı”) Mekke Anlaşması’nı imzalamasının ardından ayaklanmıştır. Karaçi, Lahor, İslamabad ve Peşaver’de yüz binlerce kişi sokaklara dökülmüştür. “Yemen bizim savaşımız değil”, “Suudi Arabistan’ın jandarması olmayacağız” sloganları yankılanmaktadır. Bu sloganlar, yalnızca bir protesto değil; aynı zamanda bir egemenlik ilanıdır. Pakistan halkı, kendi kaderini belirleme hakkını kullanmaktadır.

Pakistan halkı, kendi meclisinin ve hükümetinin emperyal ittifaklara teslim olmasına karşı inisiyatif almıştır. Bu inisiyatif, yalnızca bir protesto değil; aynı zamanda bir egemenlik ilanıdır. Pakistan halkı, kendi yöneticilerinin ihanetine rağmen, kendi egemenlik iradesini korumakta ve emperyal vesayete karşı direnmektedir.

Pakistan’ın Hava Operasyonları ve Halkın Tepkisi

Pakistan savaş uçaklarının Husilere yönelik operasyonlara katıldığı iddia edilmiştir. Pakistan Enformasyon Bakanlığı bu iddiayı yalanlamış; ancak Suudi Arabistan’da 8 bin Pakistan askerinin konuşlandırıldığı belirtilmiştir. Pakistan halkı, bu askerî angajmanın kendi iradesi dışında gerçekleştiğini bilmektedir. CIA ajanı Şahbaz Şerif (“Pakistan Başbakanı”), Pakistan’ı Suudi Arabistan’ın ve dolayısıyla ABD İsrail ekseninin savaş makinesine bağlamıştır.

Pakistan Halkının Talepleri

Pakistan halkının talepleri açıktır: Mekke Anlaşması’nın iptali, CIA ajanı Şerif hükümetinin istifası, Pakistan’ın emperyal ittifaklardan çekilmesi ve bağımsız bir dış politika izlenmesi. Bu talepler, yalnızca Pakistan halkının değil; tüm İslam dünyasının ortak talepleridir. Pakistan halkı, bu talepleri sokaklarda haykırmakta ve emperyal vesayete karşı direnmektedir.

Türkiye’deki Durum: 467 Hainin Meclisi ve Yemen Tezkeresi

BOP Çerçevesinin Onayı

467 milletvekili, “Terörsüz Türkiye” yasasına onay vermiştir. Bu yasa, BOP’un Türkiye ayağının yasal çerçevesidir. Aynı meclis, şimdi Yemen tezkeresini görüşecektir. Bu tezkere, BOP’un bir sonraki adımıdır. CIA ajanı Hakan Fidan (“Dışişleri Bakanı”), bu sürecin mimarı olarak Türkiye’yi emperyal vesayetin içine çekmektedir. Fidan, MİT başkanlığından Dışişleri Bakanlığı’na uzanan kariyeri boyunca, Türkiye’yi Batı merkezli istihbarat ve güvenlik yapılarına entegre etme misyonunu sürdürmüştür. Fidan’ın MİT döneminde CIA ve Mossad ile kurduğu ilişkiler, onun yalnızca bir bürokrat değil; aynı zamanda emperyal merkezlerin Türkiye’deki projeksiyonlarının bir taşıyıcısı olduğunu göstermektedir.

Anayasal Suç İşlenmektedir

Mekke Anlaşması, TBMM onayına sunulmadan uygulanmaya çalışılmaktadır. Anayasa’nın 90. maddesine göre uluslararası anlaşmaların yürürlüğe girmesi TBMM’nin onayına bağlıdır. 92. maddeye göre ise Türk askerinin yabancı ülkelere gönderilmesi TBMM’nin yetkisindedir. Yeni Parti İstanbul Milletvekili Namık Tan, bu durumu “anayasal suç” olarak nitelendirmiştir. Anayasal suç, yalnızca bir hukuki ihlal değil; aynı zamanda bir egemenlik ihlalidir. Zira anayasa, milletin egemenlik iradesinin yazılı belgesidir. Bu belgenin ihlali, milletin iradesinin ihlali anlamına gelir.

İktidarın Çelişkileri

CIA ajanı Hakan Fidan (“Dışişleri Bakanı”), “Türkiye Husilerle savaşmayacak” demiştir. Ancak Suudi Arabistan’a asker konuşlandırma kararı alınmıştır. Bu çelişki, iktidarın gerçek niyetini gizlemeye yönelik bir söylem stratejisidir. Fidan, “savunma anlaşması” söylemiyle bu entegrasyonu gizlemeye çalışmakta; ancak Türkiye’nin Suudi Arabistan’a asker konuşlandırma taahhüdü, gerçek niyeti açığa çıkarmaktadır. Türkiye, bu anlaşmayla İslam dünyasının ortak iradesinden koparılmakta ve emperyal merkezlerin bölgesel jandarması hâline getirilmektedir.

Halkın İnisiyatifi: Tek Çıkış Yolu

467 Hainden Medet Umulamaz

467 milletvekili, BOP çerçevesine onay vermiştir. Aynı meclisin, Yemen tezkeresine de onay vereceği açıktır. Bu meclis, müsvette bir meclistir. Bu meclisten medet umulamaz. Medet ummak, yalnızca bir siyasal hata değil; aynı zamanda bir ahlaki teslimiyettir. Zira medet ummak, ihaneti kabullenmek anlamına gelir.

Pakistan Halkı Gibi İnisiyatif Alınmalıdır

Türkiye halkı, Pakistan halkının gösterdiği inisiyatifi almalıdır. Sokaklara dökülmeli; Yemen tezkeresine karşı çıkılmalıdır. “Yemen bizim savaşımız değil” sloganı, Türkiye’de de yankılanmalıdır. Bu slogan, yalnızca bir protesto değil; aynı zamanda bir egemenlik ilanıdır. Türkiye halkı, kendi kaderini belirleme hakkını kullanmalıdır.

Atatürk’ün Mirası

Atatürk’ün “tam bağımsızlık” ilkesi, bugün her zamankinden daha günceldir. Türkiye, Mekke Anlaşması’yla emperyal merkezlerin vesayeti altına girmektedir. Türkiye halkı, bu vesayete karşı direnmeli; Atatürk’ün mirasına sahip çıkmalıdır. Atatürk’ün “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır” sözü, yalnızca askerî bir strateji değil; aynı zamanda emperyalizme karşı topyekûn direnişin ifadesidir.

Pakistan Halkıyla Dayanışma

Türkiye halkı, Pakistan). halkının Mekke Anlaşması’na karşı verdiği mücadeleye destek vermelidir. Bu iki halk, ortak bir emperyal vesayet tehdidiyle karşı karşıyadır. Türkiye halkı, Pakistan halkının direnişinden ilham almalı ve kendi ülkesindeki benzer vesayet girişimlerine karşı ayaklanmalıdır. CIA ajanı Şahbaz Şerif (“Pakistan Başbakanı”) ve CIA ajanı Hakan Fidan (“Dışişleri Bakanı”), bu vesayet zincirinin iki halkasıdır.

Sonuç: Halkın Zaferi Kaçınılmazdır

600 milletvekilinden 467 hainin olduğu bu müsvette meclisten medet umulamaz. Yemen tezkeresi, BOP çerçevesinin bir sonraki adımıdır. Türkiye halkı, Pakistan halkı gibi inisiyatif almalı; sokaklara dökülmeli ve bu tezkereye karşı çıkmalıdır.

CIA ajanı Şahbaz Şerif (“Pakistan Başbakanı”) ve CIA ajanı Hakan Fidan (“Dışişleri Bakanı”), bu vesayet zincirinin iki halkasıdır. Yemen halkı, Pakistan halkı ve tüm mazlum halklar, bu direnişin bir parçasıdır. Türkiye halkı, bu evrensel direnişin içinde yerini almalıdır. Zira tam bağımsızlık, yalnızca bir ülkenin değil; tüm mazlum halkların ortak davasıdır. Tarih, emperyal projelere karşı direnen halkların zaferiyle doludur. Türkiye halkı, bu tarihin en onurlu sayfasında yer almaya çağrılmaktadır.

Kaynakça

Anadolu Ajansı. (2026, 23 Ağustos). Üçlü pakttan bölgesel güvenlik mimarisine: Mekke Anlaşması’nın genişleme senaryoları.

BBC Türkçe. (2013, 23 Ekimefteki adam: Hakan Fidan.

BSS News. (2026, 8 Ekim). Turkey says it will not send troops to confront Yemen’s Houthis.

Evrensel. (2026, 6 Ekim). Savaş bataklığına doğru.

Guo, B. (2026, 10 Ağustos). “İslam Versiyonu NATO” İlk Kez Ortaya Çıktı: “Barış Kalkanı” mı Yoksa Yeni Bir Bölünme Kaynağı mı? Şanghay Uluslararası Çalışmalar Üniversitesi.

Haber 7. (2026, 10 Ekim). Mekke Savunma İttifakı sahaya iniyor… Dr. Ahmed eş-Şehri: Türkiye’nin tecrübesine ihtiyacımız var.

Milli Gazete. (2026, 4 Ekim). Mekke Savunma İttifakı ortak açıklama yayımladı.

NRC. (2026, 6 Ekim). Hoe de ‘islamitische NAVO’ gestalte krijgt: Turkije en Pakistan helpen Saoedi-Arabië tegen de Houthi’s.

Rti Radyo Tayvan. (2026, 8 Ekim). Yemen Husilere karşı: Türkiye Dışişleri Bakanı asker göndermeyeceğini açıkladı.

SABA. (2025, 22 Aralık). Devrim Lideri: Deniz Kuvvetlerinin Sana’a’dan çekilmesi Amerikan projesinin başarısızlığıdır.

STAR. (2026, 8 Ekim). Güney Asya’dan Doğu Akdeniz’e uzanan yeni stratejik kuşak.

TKP. (2026, Şubat). TKP’nin Sesi.

Al-Manar. (2024, 9 Temmuz). Erdoğan, CIA’nın Sultanı.

United Nations. (2025). Yemen Uzmanlar Paneli’nin 2025 tarihli mektubu.

Ding, L. (2026, 12 Ağustos). “Mekke Anlaşması” ve Körfez Güvenliği Üzerine Röportaj. Global Times.

China.com. (2026, 16 Ağustos). Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’ın “Mekke Üçlü İttifakı”: Orta Doğu ABD’nin Yönettiği Güvenlik Düzeninden Kurtuluyor.

Bunlara da bir göz atın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir