FİDAN: BİR CIA AJANININ PORTRESİ

Sefa Yürükel

İDDİANAME

Şüpheli: Hakan Fidan, MİT Müsteşarı (2010-2023), Dışişleri Bakanı (2023-).

Suçlama: Türkiye Cumhuriyeti’nin istihbarat teşkilatını ABD merkezli istihbarat yapılanması modeline göre yeniden şekillendirmek. MİT içindeki millî unsurları tasfiye etmek. Kendisine muhalif istihbaratçıları hedef göstermek suretiyle ölümlerine zemin hazırlamak. YÖK’ün tanımadığı bir üniversiteden aldığı şaibeli diplomayla devletin en kritik kurumlarına sızmak. Batı’daki üniversitelerden ve Gürcistan’daki Gülen okullarından öğrencileri MİT’e yerleştirmek. Oslo’da PKK ile yapılan gizli görüşmelerde kritik bir statüde yer almak. FETÖ ile kurduğu ittifakın bedelini 15 Temmuz’da devlete ödetmek.

SAHTE DİPLOMA: YÖK’ÜN TANIMADIĞI BİR ÜNİVERSİTE

Hakan Fidan’ın akademik kariyeri, YÖK’ün resmi kayıtlarına yansıyan bir skandal iddiasıyla gündemdedir. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, e-Devlet üzerinden yaptığı sorgulamada Fidan’ın mezun olduğu iddia edilen üniversite için şu kritik ifadeyle karşılaşmıştır: “Kurulumuzda mevcut uluslararası listelerde yer almamaktadır.”

Murat Emir’in basın toplantısındaki sözleri, iddianamenin en somut delilini oluşturmaktadır: “Hakan Fidan’ın lisans diplomasını YÖK tanımıyor.” Emir, “YÖK’teki denklikle ilgili birimde herkes birbirinden korkuyor, kimse cevap veremiyor” diyerek bu dosyanın ne kadar hassas olduğunu ortaya koymuştur. CHP İstanbul Milletvekili ve eski Washington Büyükelçisi Namık Tan da Fidan’ın lisans diploması için YÖK denklik belgesini 15 Ocak 1998’de aldığını, ancak Bilkent Üniversitesi’ndeki yüksek lisans programına 1997’de, yani denklik belgesini almadan çok önce başladığını belgelemiştir. TİP Milletvekili Ahmet Şık ise Ekim 2025’te YÖK’e verdiği soru önergesinde, Fidan’ın mezun olduğu iddia edilen University of Maryland University College (UMUC) programının “disket ve sair yollarla uzaktan eğitim” ile yürütüldüğünü ve “kampüste örgün öğrenim mezunlarına dair listelerde Fidan’ın isminin geçmediğini” ortaya koymuştur.

İddiaya göre Fidan’ın oğlu da aynı üniversitede okumuştur. Hakan Fidan’ın oğlu Abdullah Halid Fidan, University of Maryland University College’dan siyaset bilimi lisans diploması almıştır. Baba-oğul, YÖK’ün tanımadığı aynı okuldan mezun olmuşlardır. Bu durum, ailenin bu kurumla olan ilişkisinin tesadüfi olmadığını göstermektedir.

Maryland Üniversitesi ve Fethullah Gülen Bağlantısı

Fidan’ın mezun olduğu iddia edilen Maryland Üniversitesi, Fethullah Gülen’in yıllarca yaşadığı Pensilvanya eyaletinin komşusu olan Maryland eyaletinde bulunmaktadır. 29 Ekim 2009 tarihinde, yani Fidan’ın MİT Müsteşarı olmasından sadece birkaç ay önce, ABD’nin Maryland Üniversitesi’nde “Şiddetin Önlenmesi ve Dünya Barışının Elde Edilmesi: Gülen Hareketi’nin Katkıları” başlıklı bir konferans düzenlenmiştir. İddiaya göre Fethullah Gülen, bu üniversiteye ciddi bağışlarda bulunmuştur ve üniversite, Gülen Hareketi’nin ABD’deki en görünür kurumsal ayaklarından biri hâline gelmiştir.

Wiesbaden’deki Şaibeli Adres: İçinde İnsan Olmayan Bir Oda

Fidan’ın eğitim aldığı iddia edilen University of Maryland University College’ın Almanya’nın Wiesbaden kentindeki birimi, son derece şaibeli bir adreste konumlanmaktadır. Resmi kayıtlara göre UMUC’nin Wiesbaden ofisi, Lucius Clay Kaserne’deki Eğitim Merkezi’nin bodrum katında, 1023E numaralı binanın 12 numaralı odasında yer almaktadır. İddiaya göre bu adres, fiilen içinde insan bulunmayan, kimsenin orada böyle bir okul olduğunu bilmediği ve tanımadığı bir yerdir. Bir eğitim kurumundan ziyade, askerî bir üssün bodrum katındaki bir odadan ibaret olan bu yerin, “üniversite” olarak sunulması, Fidan’ın eğitiminin gerçekliği ve niteliği konusundaki şüpheleri derinleştirmektedir. ( Murat Emir, Ahmet Şık ve Namık Tanın’ın TBMM de ki önergelerinden sonra Tayyip Erdoğan’a atfen uydurulan bir diploma gibi , Fidan içinde YÖK’ten de bir uyduruk ve şaibeli denklik belgesi gelmiştir) .

BİLKENT’TEKİ LİSANSÜSTÜ ÇALIŞMALARI VE İNGİLİZ İSTİHBARATINA YAKINLIĞI

Hakan Fidan’ın akademik kariyerinin en dikkat çekici ayağı, Bilkent Üniversitesi’nde tamamladığı yüksek lisans ve doktora çalışmalarıdır. Fidan, 1997-1999 yılları arasında Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde yüksek lisans yapmıştır. YÖK’ün resmi açıklamasına göre Fidan, lisans denklik işlemleri devam ederken Bilkent Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimine başlamıştır.

Fidan’ın Bilkent’te hazırladığı yüksek lisans tezinin başlığı “İstihbarat ve Dış Politika: İngiliz, Amerikan ve Türk İstihbarat Sistemlerinin Mukayesesi” dir. Tez, altı bölümden oluşmakta olup üçüncü ve dördüncü bölümlerde İngiliz ve ABD istihbarat sistemleri incelenmektedir.

İddia sahiplerine göre Fidan’ın tezinde İngiliz istihbarat sistemini, yani MI6’ı örnek alması, onun Batılı istihbarat servisleriyle olan ideolojik yakınlığının akademik bir kanıtıdır. Yunan basını, Fidan’ın bu tezini “Türk imparatorluğuna giden yol haritası” olarak nitelendirmiş ve tezin ABD ile İngiltere istihbarat sistemlerinin karşılaştırılmasını incelediğini vurgulamıştır.

Bu akademik tercih, Fidan’ın MİT’in başına geçtikten sonra teşkilatı CIA-FBI modeline göre yeniden yapılandırmasıyla birleşince, iddia sahiplerine göre Fidan’ın kariyerinin en başından itibaren Anglo-Amerikan istihbarat çizgisinde konumlandığını göstermektedir.

STRATEJİK KURUMLARDAKİ GÖREVLERİ: TİKA, UAEA VE OYAK

Hakan Fidan’ın MİT’e girmeden önceki kariyeri, Türkiye’nin stratejik kurumlarında üstlendiği görevlerle şekillenmiştir. Bu görevler, Fidan’ın istihbarat, diplomasi ve askerî-ekonomik yapılar arasında bir köprü oluşturduğunu göstermektedir.

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanlığı

Fidan, 2003-2007 yılları arasında Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanı olarak görev yapmıştır. TİKA, Türkiye’nin yurt dışındaki kalkınma yardımlarını ve kamu diplomasisini yürüten kritik bir kurumdur. Fidan’ın TİKA’daki görevi, ona Orta Asya, Afrika ve Balkanlar’daki Türk topluluklarıyla doğrudan temas kurma imkânı sağlamıştır. Bu dönem, Fidan’ın “Gülen okulları” olarak bilinen eğitim kurumlarıyla ilk kez temas kurduğu dönem olarak değerlendirilmektedir. TİKA’nın sahadaki projeleri, iddia sahiplerine göre FETÖ’nün uluslararası eğitim ağıyla paralel yürütülmüştür.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA/IAEA) Yönetim Kurulu Üyeliği

Fidan, 2008-2010 yıllarında Türkiye adına Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu Üyesi (Guvernör) olarak görev yapmıştır. Fidan, bu görevi bizzat doğrulamıştır: “Ben 2008-9-10’larda MİT’e geçene kadar Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nda Türkiye adına Guvernördüm. İki yıllığına sıra gelmişti.”

Bu görev, Fidan’ın nükleer enerji ve nükleer silahlanma konularında uluslararası düzeyde bilgi sahibi olmasını sağlamıştır. Fidan’ın Dışişleri Bakanı olarak “nükleer konusunun aşılabileceğini” söylemesi, bu geçmişiyle birleşince dikkat çekicidir. Fidan, 2026’da yaptığı açıklamada Türkiye’nin nükleer silah edinme ihtimalini ima etmiş ve uluslararası dengelerin değiştiğini belirtmiştir.

OYAK (Ordu Yardımlaşma Kurumu) ile İlişkisi

Fidan’ın OYAK ile ilişkisi, Dışişleri Bakanı olarak 16 Eylül 2025’te OYAK Yönetim Kurulu Başkanı Zekai Aksakallı ve Genel Müdür Murat Yalçıntaş’ı Ankara’da kabul etmesiyle belgelenmiştir. OYAK, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin emekli sandığıdır ve milyarlarca dolarlık ekonomik güce sahiptir. Fidan’ın bu yapıyla kurduğu ilişki, askerî ve ekonomik güç arasında bir köprü oluşturma amacı taşımaktadır. İddia sahiplerine göre, Fidan’ın OYAK ile temasları, MİT içindeki askerî kanadı kontrol altında tutma stratejisinin bir parçasıdır.

AVUSTRALYA VE YENİ ZELANDA BÜYÜKELÇİLİĞİ’NDEKİ SİYASİ DANIŞMANLIK

Hakan Fidan, Avustralya’nın Ankara Büyükelçiliği’nde siyaset ve diplomasi danışmanlığı yapmıştır. Fidan, bu göreve 2001 yılında AKP Çankırı Milletvekili Suat Kinikoğlu’ndan boşalan pozisyona atanarak başlamıştır.

Avustralya ve Yeni Zelanda, CIA’nın “Five Eyes” (Beş Göz) istihbarat ittifakının en kritik üyelerindendir. Fidan’ın bu ülkelerin diplomatik misyonlarında görev alması, iddiaya göre Batılı istihbarat servisleriyle ilk temas noktasıdır. Fidan’ın Avustralya Büyükelçiliği’ndeki görevi sırasında siyasi ve ekonomik danışman olarak çalıştığı, bu dönemde Batılı diplomatik çevrelerle yakın ilişkiler kurduğu belirtilmektedir.

MURAT EMİR’İN “DİPLOMASI SORUN OLABİLİR” SÖZÜ NE ANLAMA GELİYOR?

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir’in “Hakan Fidan’ın da diploması sorun olabilir” sözü, kamuoyunda yanlış anlaşılmalara yol açmıştır. Bu ifade, Murat Emir’in kendi diplomasına yönelik bir şüphe değil, aksine Hakan Fidan’ın cumhurbaşkanı adayı olması durumunda diplomasının sorgulanacağına dair bir uyarıdır.

Murat Emir, 7 Mayıs 2025’teki basın toplantısında şu ifadeleri kullanmıştır: “Biliyorsunuz Hakan Fidan’ın adı cumhurbaşkanı adayı olarak geçiyor. Peki, eğer seçim zamanında olacaksa o halde Tayyip Erdoğan bir daha cumhurbaşkanı adayı olamaz. Adayınız kim? Hakan Fidan mı? Ama demedi demeyin, Hakan Fidan’ın da diploması sorun olabilir.”

Bu sözler, Murat Emir’in Fidan’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı ihtimaline karşı bir uyarı yaptığını göstermektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre cumhurbaşkanı adayı olabilmek için yükseköğrenim mezunu olmak zorunludur. Dolayısıyla Murat Emir, Fidan’ın lisans diplomasının YÖK nezdinde geçerli olmaması durumunda, cumhurbaşkanı adaylığının hukuken tartışmalı hâle geleceğini ima etmektedir.

BATI’DAKİ ÜNİVERSİTELERDEN VE GÜRCİSTAN’DAN MİT’E ÖĞRENCİ YERLEŞTİRİLMESİ

İddiaya göre Hakan Fidan, MİT Müsteşarı olarak göreve başlamasının ardından Batı’daki üniversitelerde öğrenim gören öğrencileri MİT’e davet etmiş ve işe almıştır. Bu iddia, Fidan’ın teşkilat içinde kendi kadrolarını oluşturma stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilmektedir.

Söz konusu uygulamanın, Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevi notlarında yer aldığı öne sürülmektedir. Kozinoğlu’nun notlarında, Fidan’ın MİT’e gelişiyle birlikte Gülen okullarında çalışan öğretmenlerden birçok ismin MİT’e davet edildiği ve göreve başladığı açıkça belirtilmiştir. Bu tespit, “Emniyet Genel Müdürlüğü gibi MİT de F. Gülen cemaatine mensup kişilerce ele geçirilmek üzeredir” ifadesiyle birlikte, teşkilatın FETÖ tarafından ele geçirilmesi sürecinin bir parçası olduğu iddiasını güçlendirmektedir.

Gürcistan’daki Gülen Okulları ve Fidan Bağlantısı

İddiaya göre Hakan Fidan, FETÖ’nün Gürcistan’daki yapılanmasıyla da yakından ilgilenmiştir. Gürcistan’da, Gülen Hareketi’ne yakın kişiler tarafından kurulan etkili bir üniversite bulunmaktadır. Gürcistan’da Gülenciler, Batum’da Karadeniz Üniversitesi’nin kurulmasında etkili olmuşlar ve Tiflis, Kutaisi ve Batum’da üç lise açmışlardır.

Kozinoğlu’nun notlarında, Fidan’ın Gürcistan’daki Gülen okullarından öğrencileri MİT’e davet ettiği ve işe aldığı açıkça belirtilmektedir. Bu bağlantılar, Fidan’ın FETÖ’nün uluslararası eğitim ağıyla olan ilişkisinin bir parçası olarak değerlendirilmektedir.

OSLO GÖRÜŞMELERİ: PKK İLE MASAYA OTURMAK

Hakan Fidan’ın Oslo’da PKK ile yaptığı gizli görüşmeler, “CIA ajanı” portresinin en kritik ayağıdır. 2009-2011 yılları arasında Oslo’da yapılan görüşmelerde, MİT temsilcileri PKK’nın üst düzey isimleriyle doğrudan müzakere yürütmüştür.

Bu görüşmelerde Fidan’ın yanında MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş de yer almıştır. Dönemin Başbakanı Erdoğan, TBMM’de yaptığı bir konuşmada bu durumu bizzat doğrulamıştır: “Müsteşarın kendine inandığım, güvendiğim bir arkadaşımıdır ve özellikle kendisini özel temsilci olarak gönderdiğimde yalnız göndermedim, Afet Hanım ile göndermiştik.”

Oslo görüşmelerinin kayıtlarında, Hakan Fidan ve Afet Güneş’in PKK/KCK yöneticileri Mustafa Karasu, Sabri Ok ve Zübeyir Aydar ile bir araya geldiği ortaya çıkmıştır. Görüşmelerin basına sızmasının ardından, 7 Şubat 2012’de Hakan Fidan, Afet Güneş ve eski MİT Müsteşarı Emre Taner, KCK soruşturması kapsamında ifadeye çağrılmıştır.

FETÖ İTTİFAKI: 15 TEMMUZ’UN MİMARI

Fethullah Gülen ve Maryland Bağlantısı

İddiaya göre Hakan Fidan, MİT’in başına geçtiği 2010 yılında FETÖ’nün desteğiyle bu göreve getirilmiştir. Fidan’ın oğlunun Maryland Üniversitesi’nde okuması ve bu üniversitenin Fethullah Gülen’in yaşadığı Pensilvanya’nın komşusu olan Maryland eyaletinde bulunması, iddia sahiplerine göre tesadüf değildir.

Abdullah Gül’ün Gizli Görüşmeleri

İddiaya göre Abdullah Gül, her ABD ziyaretinde Fethullah Gülen ile gizlice görüşmüştür. Fethullah Gülen, ABD’nin NPR radyosuna verdiği bir röportajda, kendisini ziyarete gelenler arasında “bir Ahmet Davutoğlu’nun ve bir de Abdullah Gül’ün adlarını vermiştir” . Abdullah Gül, bu iddiayı 2017 yılında “FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’le hiçbir zaman görüşmediğini” açıklayarak reddetmiştir. Ayrıca, Abdullah Gül’ün Fetullah Gülen’in ABD’den alamadığı ‘I-140’ vizesi için Washington’a mektup yazdığı ortaya çıkmıştır.

Fidan’ın Gülen’in Gürcistan ve Diğer Ülkelerdeki Öğrencileriyle Bağlantısı

İddiaya göre Hakan Fidan, FETÖ’nün Gürcistan’daki yapılanmasıyla da yakından ilgilenmiştir. Gürcistan’da Gülenciler, Batum’da Karadeniz Üniversitesi’nin kurulmasında etkili olmuşlar ve Tiflis, Kutaisi ve Batum’da üç lise açmışlardır. Kozinoğlu’nun notlarında, Fidan’ın bu okullardaki öğrencileri MİT’e davet ettiği ve işe aldığı belirtilmektedir.

ABDULLAH GÜL, DAVUTOĞLU VE SİNİRLİOĞLU İLE İLİŞKİLER

Fidan’ın Abdullah Gül ile ilişkisi, 7 Şubat 2012 krizinde Gül’ün Fidan’a sahip çıkmasıyla belgelenmiştir. Ahmet Davutoğlu ile ilişkisi ise “Çözüm Süreci” olarak bilinen Kürt açılımının merkezinde yer almaktadır. Davutoğlu, 11 Haziran 2015’te MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı Çankaya Köşkü’nde kabul etmiştir.

Feridun Sinirlioğlu ile ilişkisi, iddiaya göre “derin bir ittifak” temelindedir. Sinirlioğlu hakkında FETÖ üyeliği suçlamasıyla yürütülen soruşturma, Hürriyet Daily News tarafından “Fethullahist Terror Organization (FETÖ)” üyeliğiyle suçlanan isimler arasında gösterilmesiyle belgelenmiştir. Fidan, 19 Kasım 2025’te AGİT Genel Sekreteri Feridun Hadi Sinirlioğlu’nu Ankara’da kabul etmiştir.

KOZİNOĞLU DOSYASI: FİŞLEMENİN İFŞASI

Fidan’ın MİT’e Yerleştirilmesi

Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevinde kaleme aldığı el yazısı notlar, Hakan Fidan’ın MİT’e gelişiyle birlikte teşkilatta yaşanan dönüşümü gözler önüne sermektedir. Kozinoğlu’nun notlarında açıkça belirttiği üzere: “Hakan Fidan’ın MİT’e gelişi ile söz konusu okullarda (Fethullah Gülen okullarında) çalışan öğretmenlerden birçok isim MİT’e davet edilmiş ve MİT’te göreve başlamıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü gibi MİT de F. Gülen cemaatine mensup kişilerce ele geçirilmek üzeredir” .

Kozinoğlu’nun Hedef Alınması ve Türkiye’ye Çağrılması

Gazeteci Adem Yavuz Arslan’ın aktardığına göre, Kozinoğlu’nun yurt dışındaki görevinden Türkiye’ye getirilmesi bizzat Hakan Fidan tarafından sağlanmıştır. Kozinoğlu, Türkiye’ye döndükten sonra adliye önüne götürülerek gazetecilere “yem edilmiştir” .

Kozinoğlu’nun Oğlunun MİT’e Alınması

Adem Yavuz Arslan’ın bir diğer iddiasına göre, Hakan Fidan, Kaşif Kozinoğlu’nun oğlunu MİT bünyesine almıştır. Bu hamle, iddia sahipleri tarafından “susturma” ve “kontrol altında tutma” stratejisinin bir parçası olarak yorumlanmaktadır.

Fidan’ın Fişlenmesi

Kozinoğlu’nun evinde yapılan aramalarda, Hakan Fidan ve ailesine ait çok detaylı belgeler ele geçirilmiştir. Bu belgelerde Fidan’ın kimlerle görüştüğünden aile dostlarına ve ev adresine kadar bilgilerin yer aldığı; hatta Fidan’a ait fotoğrafların bulunduğu kaydedilmiştir. Kozinoğlu’nun notlarında Fidan’ın oğlunun Maryland Üniversitesi’nde okuduğu açıkça belirtilmiştir.

KOZİNOĞLU’NUN ŞÜPHELİ ÖLÜMÜ VE FİDAN’IN SORUMLULUĞU

Ölümün Şüpheli Koşulları

Kaşif Kozinoğlu, 13 Kasım 2011’de tutuklanmış; ilk duruşmaya 10 gün kala Silivri Cezaevi’nde “kalp krizinden” hayatını kaybetmiştir. Resmi otopsi raporunda “kalp hastalığı nedeniyle ölüm” tespiti yapılmıştır. Ancak bu ölüm, o günden bu yana şüpheli bulunmuş ve savcılar tarafından soruşturma başlatılmıştır.

2026’da Yeniden Açılan Soruşturma ve Gözaltılar

Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma, 15 yıl sonra yeniden açılmıştır. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, olay tarihinde cezaevinde görev yapan 11 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiş; 10 şüpheli gözaltına alınmıştır. Şüphelilerden 1’i tutuklanmış, 1’inin ise yurt dışında firari olduğu tespit edilmiştir.

Soruşturma kapsamında, Kozinoğlu’nun kesin ölüm nedeninin ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla feth-i kabir (mezar açma) kararı alınmıştır. 12 Eylül 2026’da gerçekleştirilen feth-i kabir işleminde, 3 adli tıp uzmanı, 1 kimyager ve 1 otopsi teknikerinden oluşan beş kişilik heyet görev almış; mezardan kemik, toprak ve tıbbi örnekler alınmıştır.

Fidan’ın Sorumluluğuna İlişkin İddialar

İddia sahiplerine göre, Kozinoğlu’nun ölümünden Hakan Fidan sorumludur. Bu iddianın dayanakları şunlardır:

Kozinoğlu, yurt dışındaki görevinden bizzat Hakan Fidan tarafından Türkiye’ye çağrılmıştır.

Kozinoğlu, Türkiye’ye döndükten sonra adliye önüne götürülerek gazetecilere “yem edilmiştir”.

Kozinoğlu’nun ölümünden 87 gün sonra, 7 Şubat 2012’de Hakan Fidan ifadeye çağrılmıştır.

Bu iddialar, Kozinoğlu’nun ölümünün Fidan’ın bilgisi veya talimatıyla gerçekleşmiş olabileceği yönündeki şüpheleri derinleştirmektedir. Ancak Hakan Fidan’ın Kozinoğlu’nun ölümüyle doğrudan bir bağlantısı olduğu yönünde herhangi bir yargı kararı veya resmi tespit bulunmamaktadır.

SONUÇ

Hakan Fidan, YÖK’ün resmi kayıtlarında “mevcut uluslararası listelerde yer almamaktadır” ifadesiyle tanımadığı bir üniversiteden aldığı şaibeli diplomayla devletin en kritik kurumlarına sızmıştır. Murat Emir’in e-Devlet sorgusu, Namık Tan’ın denklik belgesi araştırması ve Ahmet Şık’ın soru önergesi, bu diplomayı belgelemektedir. Murat Emir’in “Hakan Fidan’ın da diploması sorun olabilir” sözü, Fidan’ın cumhurbaşkanı adaylığı ihtimaline karşı hukuki bir uyarıdır.

Fidan’ın Bilkent Üniversitesi’nde hazırladığı “İstihbarat ve Dış Politika: İngiliz, Amerikan ve Türk İstihbarat Sistemlerinin Mukayesesi” başlıklı tezi, onun kariyerinin en başından itibaren Anglo-Amerikan istihbarat çizgisinde konumlandığını göstermektedir. Tezinde İngiliz istihbaratını, yani MI6’ı örnek alması, iddia sahiplerine göre Batılı istihbarat servisleriyle olan ideolojik yakınlığının akademik bir kanıtıdır.

İddiaya göre Fidan, MİT Müsteşarı olduktan sonra Batı’daki üniversitelerden ve Gürcistan’daki Gülen okullarından öğrencileri MİT’e davet edip işe almış; bu uygulama, Kaşif Kozinoğlu’nun notlarında yer alan “Gülen okullarında çalışan öğretmenlerin MİT’e davet edildiği” tespitiyle örtüşmektedir. Kozinoğlu’nun notlarındaki “Emniyet Genel Müdürlüğü gibi MİT de F. Gülen cemaatine mensup kişilerce ele geçirilmek üzeredir” uyarısı, Fidan döneminde MİT’in FETÖ tarafından ele geçirilme sürecinin ne kadar ileri gittiğini göstermektedir.

Fidan, TİKA Başkanlığı, UAEA Yönetim Kurulu Üyeliği ve OYAK ile temasları aracılığıyla devletin stratejik kurumlarında konumlanmış; Avustralya ve Yeni Zelanda Büyükelçiliği’ndeki siyasi danışmanlığı ile Batılı istihbarat servisleriyle temas kurmuştur.

Fidan, Oslo’da PKK ile yaptığı gizli görüşmelerde kritik bir statüde yer almış; bu görüşmelerde MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş ile birlikte hareket etmiştir. Dönemin Başbakanı Erdoğan, Fidan’ı “özel temsilci” olarak “yalnız göndermediğini, Afet Hanım ile gönderdiğini” bizzat açıklamıştır.

Fidan’ın oğlu Abdullah Halid Fidan da aynı üniversiteden mezun olmuştur. Bu üniversite, Fethullah Gülen’in yıllarca yaşadığı Pensilvanya eyaletinin komşusu olan Maryland’de bulunmaktadır. Kozinoğlu’nun notlarında bu bağlantı açıkça dile getirilmiştir.

Feridun Sinirlioğlu, hakkında FETÖ üyeliği suçlamasıyla soruşturma yürütülen bir isimdir. Fidan, Dışişleri Bakanı olduktan sonra Sinirlioğlu ile defalarca görüşmüştür.

Kaşif Kozinoğlu’nun notları, Fidan’ın bir CIA ajanı portresini çizmektedir: ABD’de eğitim görmüş, CIA-FBI modelini benimsemiş, MİT’i bu modele göre dönüştürmüş ve millî istihbaratçıları hedef almış bir figür. Kozinoğlu’nun şüpheli ölümü, bu portrenin en karanlık sayfasıdır. 2026’da yeniden açılan soruşturma, bu ölümün ardındaki gerçeğin hâlâ aydınlatılamadığını göstermektedir.

Fidan’ın 13 yıl boyunca MİT Müsteşarlığı ve ardından Dışişleri Bakanlığı gibi kritik görevlerde kalması, bu yapılanmanın ne kadar derin ve korunaklı olduğunu ortaya koymaktadır.

KAYNAKÇA

TBMM, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir’in basın toplantısı açıklamaları, 7 Mayıs 2025.

CHP İstanbul Milletvekili ve eski Washington Büyükelçisi Namık Tan’ın YÖK denklik belgesine ilişkin açıklamaları.

TİP Milletvekili Ahmet Şık’ın YÖK’e verdiği soru önergesi, Ekim 2025.

YÖK e-Devlet denklik sorgu kayıtları ve University of Maryland University College hakkındaki resmi liste kayıtları.

Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevi notları ve hakkındaki basın haberleri.

Gazeteci Adem Yavuz Arslan’ın Kozinoğlu dosyasına ilişkin açıklamaları.

TBMM Genel Kurul tutanakları, dönemin Başbakanı Erdoğan’ın Oslo görüşmelerine ilişkin açıklamaları.

MİT resmi internet sitesi, Hakan Fidan biyografisi.

T.C. Dışişleri Bakanlığı, OYAK heyetinin kabulüne ilişkin açıklama, 16 Eylül 2025.

Milat Gazetesi, “Dışişleri Bakanı Fidan, gündemi değerlendirdi” (UAEA görevi).

Hürriyet Daily News, Feridun Sinirlioğlu hakkındaki FETÖ soruşturması haberleri.

NPR, Fethullah Gülen ile yapılan röportaj.

Sabah Gazetesi, “Devletin sır küpü Hakan Fidan”, 22 Ocak 2013.

Habertürk, “MİT ikiye bölünmeli”, 22 Nisan 2010.

Konuya ilişkin ulusal ve uluslararası basın organlarında yer alan haberler, köşe yazıları ve analizler.

Bunlara da bir göz atın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir