UYANIN ARTIK HEPİMİZ KAYBEDİYORUZ

Birlikte Düşünelim, Birlikte Güçlenelim.!!! Türk Milletinin Gücü Akıl, Bilgi ve Birliktir.!!!

Seslenişimi okumadan önce şunu bilmenizi istiyorum. Ben herhangi bir siyasi tarafı tutmuyorum yandaşı değilim, taraftarı değilim, destekçisi değilim ne sağcı ne solcu ne ocucu bucucu değilim. Bu yazdığım yazılar ve videolar Atatürk milliyetçisi olarak anayasanın bana verdiği eleştiri hakkında dayalı olarak değerli Türk halkını bilgilendirme amacıyla yazılarak yayınlanmıştır

Değerli dostlarım;

18 yıl önce Facebook’la tanıştıktan bu zamana kadar geçen süre içerisinde sanal medya diye artık isimlendirdiğimiz bu yapmacık sosyal medyadaki yerimi, tavrımı hepiniz aşağı yukarı bildiğinizi tahmin ediyorum.

Bu zamana kadar geçen süreç içerisinde siyaseti adlandırdığım veyahut da bakış açımı şöyle belirttim: Siyaset bana göre büyük bir bataklık, içine düşeni çeken, giren insanı hırsa bürüyen, hırslandıkça daha çok dibine çöktüren kirli bir sudan başka bir şey değildir.

Maalesef böyle olmaması gereken bir siyasi yapının da devlet idarelerinde, hükümeti temsil ederek yer alması gerekliliğini de inkâr edemeyiz. Ancak görünen şu ki, geride kalan süreç içerisinde her gün kaybeden bir taraf var.

Evet, uyanın sevgili dostlarım. Hepimiz hızla kaybediyoruz. 1 İşte bu nedenden dolayı ben her zamanki gibi siyaset ve politika üstü düşüncemle vatanımın selameti, bekası ve gelecek nesillere daha iyi bir ortamın sağlanması için sizleri birlik ve beraberliğe davet etmek üzere yola çıktım.

Bundan sonra her gün olmasına gayret edeceğim, sizlere buradan gerek makaleler ile gerekse videolar aracılığıyla sesleneceğim. Bir arada karar vereceğimiz ortamlarda sıcak sayılmasa da internet ortamının vereceği teknik destek ile gelecek için ne yapmalıyız, nasıl durmalıyız, ne şekilde ses vermeliyiz, bunları birlikte konuşacağız…

Hedefim sağlıklı bir ortamın içinde düşünen, bir araya gelen, fanatik yapıdan ve zihniyetten uzaklaşmış insanları bir araya getirmektir.

Çünkü bugün geldiğimiz bu noktada öyle sıkıntılı senaryolar ortada dolaşmaktadır ki, sürekli gündem değişikliği, sürekli etrafımızdaki olaylar, ülkemizin çevresindeki savaşlar, krizler, belirsizlikler bizi her geçen gün daha karamsar, daha kötümser, daha negatif bir dünyanın içerisinde tutmaktadır.

Görüyorum ki artık birbirimizle uğraşırken asıl meseleleri gözden kaçırmış durumdayız. Bir yandan geçim sıkıntısı büyürken, bir yandan gençlerin gelecek kaygısı giderek büyümektedir.

Öte yandan yıllarca ülkesinde emek harcayıp katkı sağlayan, emekçinin olduğu koskoca emek dağı erirken, onların hayat derdine düşmüş yaşam mücadelesi verdiği bir ortamı görmek; diğer tarafa baktığımızda aynı saldırıların Cumhuriyetimizin temel değerlerinin üzerine doğru güçlü dalgalar halinde geldiğini görüyoruz.

Bunlar can acıtıcı değil, yok edici saldırılar; bunları artık sessizce seyretmemiz ne mümkün.

Bu tartışmalar sürerken bunları izleyip ders alınması gerekirken etrafta oluşan bir sürü hayal tüccarı, bir sürü sanal medya satıcısı çığırtkanlık yaparak sizin o yönde de aklınızı karıştıracak yaptıkları oyunlarla sizlerin büyük fotoğrafı görmemenizi engellemekte.

Bu aparatlar sizlerin yaşamınızdan, zamanınızdan çalarak farklı gündemler içerisinde hepinizi tutmaktadır. Oysaki entrikaların ardı ardına döndüğü bu garip senaryoda büyük tehlikeler var.

Bu tehlikeleri özetlersek en büyük tehlike, etnik kimlik üzerinden oluşturulan ulusal devlet ve üniter yapıyı bozma çabasıdır. Maalesef son günlerde adını anarken bile rahatsızlık duyduğum bir siyasi partinin eski bir liderinin kendi partisine açmış olduğu savaş gerçekten insanın kanını donduruyor.

Partinin Atatürk’ün partisi olması, iktidarın veya muhalefetin partisi olmasının hiçbir önemi yok. Önemli olan seçme-seçilme haklarının ciddi derecede zarar göreceği bir ortamın fütursuzca sergilenmiş olmasıdır.

Bugün kendi partisine açtığı savaşta ülkenin gençlerine, ülkenin yapısına verdiği zararı hiçbir şekilde görmezlikten gelerek davranan bu kişi ve o kişinin arkasındaki insanları kınıyorum.

Diğer taraftan maalesef ortaya atılan bazı fikirler var ve bu fikirlerinde Milliyetçi bir camiadan gelmesi son derece utanç verici.

Mesela ülke yönetiminde bir başkan, sağ tarafta Kürt halkını temsil eden ki sanıyorum Öcalan, yani Terör örgütü PKK’nın kurucusu, diğer taraftan Alevi camiasını temsil ettiğini söyleyecek birinin başkan yardımcılığına getirilmesi gibi tuhaf bir öneri var.

Ayrıca, hâlâ da aklımın almadığı şey bu önerilerin bir milliyetçi tabandan ortaya atılmasıdır. Bu son derece utanç vericidir.

Bu Lübnan örneğidir. Lübnan’daki olayları görüyorsunuz. Bizi de aynı kavganın, aynı senaryonun içinde tutmak isteyen, başta Amerika Birleşik Devletleri ve onun altında olan ülkelerin, yani emperyalist düzenin istek ve arzusundan başka bir şey değildir.

Benzer bir talebin Terörsüz Türkiye açılım adı olarak ortaya konulması ve bunu dile getiren tarafın da yine milliyetçi ülkücü bir siyasi bir camiadan gelmiş olması son derece düşündürücüdür.

Milliyetçilik anlayışı ne zamandan beri APO denen bu kişiye bu makamları vermeye başladı demeden geçmek mümkün mü? Ve neden bu dik ve ayrıştırıcı düşüncelerin artık kaynağı ve destekçisi, milliyetçi ülkücü bir camiadan geliyor?

Durun, düşünün artık; kim kimi temsil ederek sözcülük görevini yerine getirmektedir.

Oysaki Atatürk milliyetçiliği, farklı bir milliyetçilik yapısıdır. Önemle ve dikkatle bunu anlamalısınız. Anayasa’nı 66. maddesi Türk milliyetçiliği adına değil, Atatürk milliyetçiliği adına oluşturulmuştur. Böylece Atatürk milliyetçiliğini kabul etmiş herkes milliyetçi bir cephede durur.

Ancak şimdi bir tarafta ana muhalefeti temsil eden eski parti milletvekili ve lideri, diğer tarafta iktidarı temsil eden Parti ve milliyetçi cepheyi temsil ettiğini iddia eden Parti ile Öcalan istekleri destekler gibi bir resim sergilenmektedir.

BU ÜNİTER YAPIMIZ TEHLİKEDE DEMEKTİR.

Ben bunu bu resimde görüyorum. Sanki bunlar birlik ve beraberlik içerisinde hareket eden istekler ve talepleri ardı ardına önümüze koymaktalar.

Ancak diğer tarafta yapılanlar göz ardı ediliyor. Fakir kesimin üstünde oluşturulan bir zengin katman var. Bu zengin katman, fakir kesimi köle etmek ve üstünde tepine, tepine bütün hakları elinde tutarak anayasal hakları takmadan, ceza kanunlarını umursamadan, işçi haklarını ödemeden, sosyal hakları vermeden milleti köleleştirmek gibi bir düşünce içerisine girmiş olduğu izlenimi hepimizi son derece üzmektedir.

Bu nedenle ben bunların hepsinin üstüne şunu söylemek istiyorum. Bırakın bunları dinlemeyi, siz bir olun ve birlik olun.

SİZ ATATÜRK’ÜN GÖSTERDİĞİ TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ ADI ALTINDA TOPLANDIĞINIZ AN BU DERTLER BİTECEKTİR.

Bizler bir araya geldiğimizde, Milli şuuru tekrar kalplerde filizlendirdiğimiz anda onlar sessizlik içine girecektir. Anayasal haklarımızın altında toplanarak hareket edersek ve vandallıktan uzak, hukuk yapısı içerisinde sakin ve dik bir omurga ile durursak sonuç alacağımızdan emin olabilirsiniz.

Bu ülkeyi bölmek isteyenlere karşı birlik ve beraberliği temin etmek için hepinizi yanıma davet ediyorum.

TÜRKLER ZÜMRÜDÜANKA GİBİ KÜLLERİNDEN DOĞAN YENİLMEZ BİR MİLLETTİR.

Bundan sonra beni takip edin bu açtığım şemsiyenin altına nasıl birlik olunur herkese gösterelim

Değerli dostlarım, iyi ki varsınız.

Uluç Levent ERTURHAN 17 Haziran 2026

Bunlara da bir göz atın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir