BU ARAŞTIRMANIN AMACI, ATATÜRK’Ü VEYA ONUN YÜRÜNECEK YOL ANLAYIŞINI DİNİ BİR FİGÜR HÂLİNE GETİRMEK DEĞİL, onun yüksek zekâ ve düşünce sisteminin nasıl şekillendiğini anlamak için yapılmıştır. Kaynak KUR’AN

Hatırlatma: Kemalizm’in Temel Doğası:

Kemalizm, yüzeyde sadece bir siyasi ideoloji gibi anlatılsa da özünde doğayla, insanla ve akılla uyum arayan bir yaşam felsefesidir. Mustafa Kemal’in her ilkesinde şu yapı vardır:

Akıl: Bilim, gözlem, deney.

Vicdan: İnsan onuru, adalet, merhamet.

Doğa: Üretim, toprağa bağlılık, gerçeklik.

Tanrı: İnanca değil, “vicdanın sesi” olarak tanımlanan içsel bir ilahi dengeye bağlılık.

Şeriat kelimesi Arapçada “suya ulaştıran yol” anlamına gelir. Kur’an’da şeriat, insanların hayatını düzenlemek için TANRININ gösterdiği doğru yol, yani vahyin rehberliğidir. Bu kavram Kur’an’da hukuki bir sistem, devlet modeli ya da ceza kanunları bütünü olarak sunulmaz. Şeriat, iman, ahlak, adalet ve toplumsal barışı sağlayan ilahi ilkelerdir.

Kur’an’a göre her peygamber kendi toplumuna Tanrının yolunu, yani bir şeriat getirmiştir. Bu, her toplumun şartlarına uygun bir ilahi rehberliktir. Maide Suresi 48. ayette TANRI şöyle der: “Her biriniz için bir şeriat ve bir yol kıldık.” Bu ifade, şeriatın değişmez bir kanunlar zinciri değil, Tanrıya giden yol anlamında bir ilahi rehberlik olduğunu gösterir. Casiye Suresi 18. ayette ise Muhammed’e hitaben “Seni de din konusunda bir şeriat üzere kıldık, sen ona uy” buyrulur. Buradaki şeriat, Kur’an’ın gösterdiği yol, tevhid inancı ve ahlaki düzen anlamındadır.

Kur’an’ın anlattığı şeriat üç temel esas üzerine kuruludur: Tevhid (Tanrıdan başkasına kulluk etmeme), adalet (zulmü ortadan kaldırma ve herkesin hakkını gözetme) ve ahlak (iyiliği emretme, kötülüğü engelleme). Kur’an’da şeriat asla baskıcı bir rejim, zorla dayatılan bir sistem değildir. Bakara Suresi 256. ayette “Dinde zorlama yoktur” ifadesi açıkça bunu belirtir. Kur’an’a göre her insan kendi yaptığından sorumludur, kimse başkasının günahını taşımaz.

Bugün bazı kişi ve grupların şeriat diye sunduğu taşlama, recm, kadınların aşağılanması, zorla örtünme, siyasi biat gibi uygulamaların hiçbiri Kur’an kaynaklı değildir.

Bunlar tarihsel süreçte oluşmuş mezhepsel ve kültürel yorumlardır. Kur’an’ın şeriatı rahmettir, hayatı kolaylaştırmak için gönderilmiştir. Tanrı Nisa Suresi 28. ayette “Tanrı size kolaylık diler, zorluk dilemez” buyurmaktadır. Bu da şeriatın amacının insanların hayatını zorlaştırmak değil, düzene sokmak ve huzur getirmek olduğunu gösterir.

Sonuç olarak Kur’an’a göre şeriat, Tanrının vahyi ile belirlenen ilahi

hayat yoludur. Bu yol adalet, doğruluk, ahlak ve özgür irade temelinde yaşanır. Şeriat bir ideoloji ya da siyasi rejim değil, Tanrının insanlara sunduğu rahmet yoludur. Tabi ki bu yazı kuranı anlayarak okuyanlara seslenir. Amaç Kuran Şeriatı ile, YAŞAM İÇİNDE AMAÇLANAN EN BÜYÜK ŞERİATA ( Yani SUYA, DOĞRUYA ULAŞMAYA)

KUR’ANÎ ŞERİAT VE ATATÜRK İNKILABI

İnsanı Kula Kulluktan Kurtaran İki Büyük Devrimsel Yol

Giriş

Şeriat kavramı tarih boyunca daraltılmış, mezheplerin, kralların ve ruhban sınıfların kendi iktidar sistemlerine meşruiyet aracı haline getirilmiştir. Oysa Kur’an’a göre şeriat bir ceza kanunu, bir iktidar aracı ya da belli bir coğrafyaya mahsus gelenekler bütünü değildir. Şeriat, insanı Tanrıya ulaştıran yol demektir; bu yolun temel direkleri adalet, özgürlük, akıl, insana saygı ve kul hakkının korunmasıdır. Kur’an, şeriatı insanı kula kul olmaktan kurtaran, yalnızca Tanrıya karşı sorumlu kılan ilahi bir rehber olarak tanımlar.

Mustafa Kemal Atatürk, Türk milletine dayatılan ruhban egemenliğini, sultan-halife diktasını, kulluğu ve cehaleti reddederek milleti kendi iradesinin sahibi yapmıştır. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet, kuldan yurttaşa geçiş devrimidir. Bu ise Kur’an’ın asli şeriatının, yani tevhid merkezli özgürlük ve adalet yolunun siyasi hayat sahnesine taşınmasının en iyi örneğidir.

KUR’ANÎ ŞERİAT VE ATATÜRK İNKILABI

Kur’an Ayetleriyle Analitik Bir İnceleme

1. Şeriat Kavramının Kur’an’daki Asli Anlamı

Kur’an Ayeti

“Sonra seni de din konusunda bir şeriat üzere kıldık. Öyleyse ona uy; bilmeyenlerin arzularına uyma.” (Casiye 18)

Analiz

Bu ayette şeriat, ilahî vahyin sunduğu yol olarak tanımlanır. Bu yol belirli bir grubun çıkarı için değil, insanlığın hak, adalet ve manevi hürriyet içinde yaşaması içindir. Şeriat, Kur’an’da kanun metni değil, hayat rehberi olarak sunulur.

Atatürk İnkılabı ile Bağlantı

Atatürk, şeriatı bir sınıfın egemenliği olarak değil, milletin kendi iradesiyle belirlediği adalet yolu olarak yorumlamış ve “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyerek kuldan yurttaşa geçişi sağlamıştır. Bu, Kur’an’ın “bilgiden uzak kişilerin arzusuna uymayın” emriyle aynı ruha sahiptir: Bir kişi, tarikat veya halife toplum üzerinde hüküm sahibi olamaz.

2. Tevhid İlkesi: Kula Kulluk Reddi

Kur’an Ayeti

“Hüküm yalnız Allah’ındır. O yalnız Kendisine kulluk etmenizi emretti.” (Yusuf 40)

Analiz

Bu ayet tevhidin yalnızca ibadet anlamına gelmediğini, hukuk ve egemenlik anlamında da geçerli olduğunu gösterir. Bir insanın başka bir insana mutlak otoriteyle hükmetmesi Kur’an’da reddedilir. Egemenlik ilkesi Allah’a aittir; Allah egemenliği kullara değil, adalete teslim etmiştir.

Atatürk İnkılabı ile Bağlantı

Halifelik kaldırıldı, çünkü halifeye “Allah adına hükmetme” yetkisi verilmesi tevhid ilkesine aykırıdır. Saltanat kaldırıldı, çünkü bir kulun diğer kullar üzerine ilahi yetkiyle hükmetmesi Kur’an tarafından reddedilmiştir. Millet egemenliği tesis edildi. Bu, egemenliğin şahısta değil, ilkede olması demektir. Bu ilke Kur’an’ın “hüküm yalnız Allah’ındır” ayetiyle uyumludur. Atatürk, Allah’ın hükmünü kendi adına yorumlayan insan iktidarını (halife, şeyh, kral) devre dışı bırakıp ilahi hükmün ruhuna uygun şekilde millete teslim etmiştir.

3. Dinde Zorlama Yasağı ve Laiklik

Kur’an Ayeti

“Dinde zorlama yoktur.” (Bakara 256)

Analiz

Bu ayet şeriatın özünün özgür irade olduğunu açık ve kesin şekilde bildirir. Şeriat, bireyin vicdanı üzerinde baskı kurmayı değil, hürriyetle seçilmiş imanı esas alır.

Atatürk İnkılabı ile Bağlantı

Laiklik, Kur’an’ın “dinde zorlama yoktur” ilkesinin siyasi hayata yansımış halidir.

Laiklik, dini devletten değil, dini zorbalıktan korur.

Atatürk, Kur’an’ın emrine uyarak kimsenin “Allah adına baskı kurmasına” izin vermemiştir. Laiklik, şeriatın inkârı değil, Kur’anî şeriatın gerçek garantisidir.

Sonraki bölümlerde Adalet, Kadın Hakları, Ekonomik Düzen, Sosyal Adalet, Eğitim, İnsan Onuru gibi Kur’an ayetlerini tek tek ele alarak Atatürk devrimleriyle ilişkilendireceğim.

4. Adaletin Temeli

Kur’an Ayeti

“Allah sizden adaleti, iyiliği ve yakınlara yardım etmeyi emreder; kötülük ve azgınlıktan men eder.” (Nisa 36)

Analiz

Kur’an’ın şeriatı, sadece ibadet ve ritüellerden ibaret değildir; toplumsal hayatın her alanına hakim adalet ve iyiliği öngörür. Hak, hukuk ve paylaşım ilkeleri, bireyin ve toplumun onurunu korur. Şeriatın amacı güçlünün zayıfı ezmesi değil, hakkaniyetin sağlanmasıdır.

Atatürk İnkılabı ile Bağlantı

Medeni Kanun, kadın ve erkeğe eşit haklar tanıyarak adalet ilkesini uygulamıştır.

Ceza Kanunu ve Hukuk Reformu, keyfi cezalara ve ayrıcalıklı sınıf hakimiyetine son vermiştir.

Devletçilik ve Halkçılık, ekonomik ve sosyal eşitliği güvence altına almıştır.

Atatürk’ün reformları, Kur’an’ın emrettiği adalet ve iyilik temelini toplumsal hayata taşımıştır.

5. İnsan Onuru ve Kul Kulluğunun Reddi

Kur’an Ayeti

“Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, takva sahibi olanınızdır.” (Hucurat 13)

Analiz

Kur’an, insanları sınıfa, cinsiyete veya etnik kökene göre üstün/altıncı görmez. Kıymet ölçüsü takva ve ahlaktır, yani insanın kendi davranışları ve sorumluluk bilincidir. Şeriat, insan onurunu ve eşitliği korur.

Atatürk İnkılabı ile Bağlantı

Kadın hakları, seçme ve seçilme hakkı, eğitim fırsat eşitliği sağlanmıştır.

Soyadı Kanunu, bireyi toplumdaki yerine göre değil, kendi kimliği ve emeğine göre tanımlar.

Halkın egemenliği, millet iradesinin değerini güçlendirir ve kul kulluk sistemini ortadan kaldırır.

Atatürk’ün sisteminde insanlar, Kur’an’ın şeriatında olduğu gibi, sadece bireysel ahlak ve sorumluluklarıyla değerli kabul edilir.

6. Eğitim ve Akıl

Kur’an Ayeti

“Oku! Yaratan Rabbinin adıyla oku.” (Alak 1)

Analiz

Kur’an’ın şeriatı, insanı bilgi ve akıl yoluyla yükseltmeyi öngörür. Eğitim, insanı cehalet zincirlerinden kurtarır, toplumu adalet ve özgürlük yoluna taşır.

Atatürk İnkılabı ile Bağlantı

Tevhid-i Tedrisat, eğitimde birliği sağladı, halkın bilgisizliğini kırdı.

Kız ve erkek çocuklara eşit eğitim, Kur’an’ın öğrettiği insan onuruna ve özgürlüğe dayalı akıl ilkesiyle örtüşür.

Bilim ve teknolojiye yönelim, Kur’an’ın rehberliğinde aklı kullanmanın ve insanı yüceltmenin pratiğe geçirilmesidir.

Şu ana kadar Kur’anî şeriatın adalet, özgürlük, insan onuru, eğitim ve akıl boyutlarını, Atatürk devrimleriyle sistematik biçimde eşleştirdik.

Sonraki bölümde ekonomik düzen, sosyal haklar ve toplumsal eşitlik üzerinden Kur’anî şeriat ile Atatürk inkılabı arasındaki bağlantıyı tamamlayabiliriz.

Kur’anî şeriatın ekonomik düzen, sosyal haklar ve toplumsal eşitlik boyutlarını Atatürk inkılaplarıyla eşleştirelim. Böylece “Kur’anî şeriat ve Atatürk’ün şeriatı” kavramı tam bir sistem olarak ortaya çıkacak.

7. Ekonomik Düzen ve Toplumsal Adalet

Kur’an Ayeti

“Allah, size mallarınızı birbiriniz arasında haksız yere yemenizi yasakladı; yalnızca ticaret ve gönüllü yardımlaşma serbesttir.” (Nisa 29)

Analiz

Kur’an’ın şeriatı, ekonomik düzeni hak, adalet ve paylaşım üzerine kurar. İnsanları sömüren faiz, haksız kazanç ve zulüm yasaktır. Ekonomi, toplumun tüm bireylerine hizmet edecek şekilde düzenlenmelidir.

Atatürk İnkılabı ile Bağlantı

Devletçilik ve halkçı ekonomik politikalar, özel çıkarların önüne geçerek halkın refahını gözetti.

Kooperatif ve çiftçi destekleri, Kur’an’ın emrettiği haksız kazanç yasağı ve toplumsal paylaşım ilkesine uygundur.

Vergi ve bütçe reformları, ekonomik adaletin sağlanması için sistematik bir altyapı oluşturdu.

Atatürk’ün ekonomik reformları, Kur’an’ın şeriatında öngörülen adaletli ve paylaşımcı ekonomik düzenin modern bir yansımasıdır.

8. Sosyal Haklar ve İnsan Onuru

Kur’an Ayeti

“Rabbiniz size kolaylık diler; zorluk dilemez.” (Bakara 185,

Analiz

Kur’an, toplumsal hayatta insanların haklarını gözetir, onları zorlamaz ve hayatlarını kolaylaştırmayı amaçlar. Şeriatın asıl amacı, bireyin hem manevi hem de toplumsal açıdan özgür ve onurlu yaşamasını sağlamaktır.

Atatürk İnkılabı ile Bağlantı

Medeni Kanun, miras ve aile hukukunda eşitliği sağlayarak insan onurunu güvence altına aldı.

Çalışma hakları ve iş güvenliği, halkın emeğini koruyarak Kur’anî şeriatın “insan onuru” ilkesini pratiğe döktü.

Sosyal reformlar, halkı baskıcı yapılar ve keyfi egemenliklerden kurtararak toplumsal eşitliği sağladı.

Atatürk, halkın her ferdini Kur’an’ın şeriatında olduğu gibi değerli ve özgür bireyler olarak kabul etti.

9. Toplumsal Eğitim ve Kültür

Kur’an Ayeti

İlim talep etmek, her Müslüman erkek ve kadına farzdır. Alak 1. Yaratan Rabbinin adıyla oku!- 5. O, kalemle öğretentir

Analiz

Kur’an, bireyin cehaletle değil, bilgiyle yücelmesini öğütler. Şeriatın uygulanması ancak eğitimli ve bilinçli bireylerle mümkündür. Toplum, bilgisizliğe dayalı baskıcı kurumlarla değil, eğitimle güçlendirilir.

Atatürk İnkılabı ile Bağlantı

Kız ve erkek çocuklara eşit eğitim, tüm topluma Kur’an’ın “akıl ve bilgi” ilkesini yaydı.

Halk eğitimleri, üniversite reformları, bilim ve teknoloji teşviki, toplumu çağdaş bilgi temelli yapıya dönüştürdü.

Laik eğitim, dinin bireysel alanda kalmasını sağlayarak özgür iradeyi ve düşünceyi güçlendirdi.

10. Sonuç: Kur’anî Şeriat ve Atatürk’ün Şeriatı

Kur’an’ın şeriatı bir ceza kanunu veya siyasi rejim değil, insanı Allah’a ve adalete ulaştıran hayat yoludur. Bu yolun temelinde adalet, özgürlük, ahlak, insan onuru ve toplumsal refah vardır.

Atatürk inkılabı, bu ilahi yolu modern bir devlet sistemi içinde hayata geçirmiştir. Halifeliğin ve saltanatın kaldırılması, kadın hakları, laik eğitim, halkçı ekonomi ve sosyal reformlar, Kur’an’ın asli şeriatının çağdaş uygulamalarıdır.

Bu nedenle, eğer şeriatı insana hizmet eden, kul kulluğunu reddeden, özgürlüğü ve adaleti temel alan ilahi bir rehber olarak alırsak, “en doğru şeriat ,Suya ulaşılan yol Atatürk’ün şeriatıdır” ifadesi tarihsel ve felsefi açıdan doğrulanabilir bir sonuçtur.

Şimdi şeriat isterik diye ortada gezinenlerin ne kadar sığ, kapalı, bir beyne sahip olduklarını düşünün. Ve bu anlayış yönetime geliyorsa, sistemin ne kadar zayıf olduğunu, ne kadar milletten uzak olduğunu görmekteyiz. Bu anlayışla yönetilen ülke YIKILMAYA mahkumdur. Revizyon edilemez. Yeniden KURMAK gerekir.

Bunlara da bir göz atın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir