(Atatürk’ün Adını Değil, Düşüncesini Savunanlar İçin)
Atatürk’ün Partisi Meselesi
Atatürk’ün şimdiki zamanda bir partisi olamaz.
Çünkü Atatürk’ün partisi, bir seçim döneminin değil; milli mücadelenin, ulusal kurtuluşun ve devrimci bir kuruluş sürecinin ürünüdür.
O parti, işgal altındaki bir ülkede, bağımsızlığını yitirmiş bir halkın, yeniden ayağa kalkma iradesinden doğmuştur. Bugünün koşullarında, bu tarihsel bağlamdan kopuk hiçbir yapı, sadece Atatürk’ün adını taşıyarak onun partisi olamaz.
Tam Bağımsızlık Olmadan Atatürkçülük Olmaz
Atatürkçülüğün ön şartı tam bağımsızlıktır. Siyasi, ekonomik, askeri, kültürel ve zihinsel bağımsızlık… Yabancı sermayeye, dış borca, küresel güç merkezlerine bağımlı hale gelmiş bir düzen içinde: ne gerçek kalkınma olur, ne halkçı bir devlet kurulur, ne de Atatürk’ün düşüncesi yaşatılabilir. Bağımlılığı kabullenmiş hiçbir yapı, Atatürkçü olamaz.
Kalkınma: Slogan Değil Devlet Politikasıdır
Atatürk döneminde kalkınma: plansız piyasa değil, tesadüf değil, dış dayatma hiç değildir. Kalkınma; kamucu, planlı, üretim odaklı ve insanı merkeze alan bir devlet anlayışıyla yürütülmüştür. Bugün üretmeden tüketen, sanayisizleşmiş, tarımı çökmüş bir ülkede; kalkınmadan söz etmek bir aldatmacadır. Atatürk’ün yolunda kalkınma, ancak ulusal çıkarı esas alan modellerle mümkündür.
Kurumlar Halka Hizmet Etmeden Devrim Tamamlanmaz
Atatürk’ün devrimleri sadece geçmişin hamleleri değil, sürekli yenilenmesi gereken bir anlayıştır.
Devlet kurumları: bir zümreye değil, yabancı çıkar gruplarına değil, halkın tamamına hizmet etmek zorundadır. Liyakat yoksa, adalet yoksa, bilim yoksa;
orada Atatürkçülükten söz edilemez.
Atatürk Bir İsim Değil, Bir Yöntemdir
Atatürkçülük; ezber değil, dogma değil, kutsallaştırılmış bir geçmiş değildir. Atatürk, koşulları analiz eden, aklı rehber alan, gerektiğinde yön değiştirebilen bir devlet aklıdır. Bugün onun adını kullanıp, onun karşısında durmak en büyük çelişkidir.
Sonuç Bildirisi
Tam bağımsızlık düşüncesi olmadan: hiçbir parti Atatürk’ün partisi olamaz, hiçbir program Atatürkçü olamaz, hiçbir söylem inandırıcı olmaz. Atatürk’ün mirası bir partiye değil, bir bilinç düzeyine aittir.
Bu bilinç yoksa, geriye sadece boş sözler kalır.
Ya tam bağımsızlık, ya hiç.
Onun için iyi düşünün. O Atatürkçü, bu Atatürkçü diye sınıflamayın. Yazarlar, çizerler de dahildir. Çünkü hepsi reklam…
Fuat YEŞİLKAYA

