SÜMER TABLETLERİNDE “ANUNNAKİ” KİMDİR?

KAYNAK, Jacobsen, T. (1976). The Treasures of Darkness: A History of Mesopotamian Religion. Yale University Press. Sümer ve Akad tanrı kavramları, yaratılış mitleri ve dini ritüeller üzerine derinlemesine analiz ve KUR’AN

Sümer uygarlığı, M.Ö. 4000–2000 yılları arasında Mezopotamya’da (bugünkü Irak çevresi) yaşamış, yazıyı ilk kullanan, şehir-devletleriyle örgütlü en eski medeniyetlerden biridir. Bu uygarlığın çivi yazılı tabletlerinde sıkça tanrılar topluluğundan, yani “Anunna” veya “Anunnaki” olarak adlandırılan varlıklardan bahsedilir.
Anlam ve Köken
Anunna / Anunnaki kelimesi Sümerce’de şu şekilde ayrıştırılır:
An = Gök (en yüce tanrı “An” ya da “Anu”)
Ki = Yer (toprak, dünya)
Anunna = “Gök Tanrısı An’ın çocukları”
“Anunnaki” biçimi genellikle “gökten yere inenler” olarak çevrilir (bu, Sümerce kökten değil, daha çok modern yorumlardan kaynaklanır).
Tabletlerdeki Tanımlar
Sümer tabletleri, özellikle Nippur, Ur, Eridu ve Lagash kazılarında bulunan metinlerde, Anunnaki’leri şu şekilde anlatır:
Tanrılar Meclisi’nin Üyeleri:
Anunnakiler, gök ve yer tanrılarından oluşan bir “ilahi konsey”dir. Baş tanrı Anu (gök), Enlil (hava ve düzen), Enki (bilgelik ve su), Ninhursag (doğa ve bereket) gibi tanrılar bu topluluğun önde gelenleridir.
Görev Dağılımı:
Anu gökte hüküm sürer.
Enlil dünyadaki düzeni sağlar.
Enki insanın yaratılışında rol alır.
Diğer Anunnakiler, yeraltında veya doğa güçleri içinde görevli ruhani varlıklardır.
İnsanlığın Yaratılışı:
“Enuma Eliş” (Babil versiyonu) ve “Atrahasis Destanı” gibi metinlerde, tanrılar çalışmaktan bıktıkları için Enki’nin önerisiyle insanı, tanrılara hizmet etsin diye yarattıkları anlatılır. Bu yaratılışta “tanrı kanı” ile “toprak” karıştırılarak insan yapılır bu anlatı, Anunnakileri “insanı yapanlar” konumuna getirir.
Modern Dönem ve Popüler Yorumlar
20.yüzyılda Zecharia Sitchin adlı yazar, Sümer metinlerini farklı biçimde yorumlayarak “Anunnakiler uzaylıydı, Nibiru adlı bir gezegenden gelip insan DNA’sını değiştirdiler” tezini ortaya attı.
Ancak:
Bu teori Sümeroloji uzmanlarınca bilimsel olarak reddedilmiştir.
Sitchin’in yaptığı çevirilerde çok sayıda dilbilimsel hata olduğu kanıtlanmıştır.
Orijinal Sümer tabletlerinde “uzaylılar”, “altın madeni için geldiler” veya “Nibiru gezegeni” gibi ifadeler bulunmaz.
Gerçek Arkeolojik Bakış
Bilimsel Sümerolojiye göre:
Anunnakiler, çok katmanlı bir tanrılar hiyerarşisini simgeler. Bu yapı, toplumun yönetim biçimine paraleldir: krallar, rahipler, halk. Yani Anunnakiler, aslında ilahi düzenin bürokratları gibidir.
Kısaca Özetlersek:
Kaynak Anunnakiler Ne? Açıklama
Sümer Tabletleri Tanrılar konseyi Gök, yer ve yeraltı tanrıları
Atrahasis / Enuma Eliş Yaratıcılar İnsanı hizmetkâr olarak yaratırlar
Zecharia Sitchin Yorumu Uzaylı ırk Nibiru’dan gelip insan genetiğini değiştirir (bilimsel temeli yok)
Modern Arkeoloji Mitolojik figür Sümer kozmolojisinin bir parçası
Aşağıda, Sümer tabletlerinden ve Akkadca destanlardan doğrudan çevrilmiş kısa bölümlerle Anunnakilerin nasıl anlatıldığını göstereceğim.

  1. “Enki ve İnsanlığın Yaratılışı” (Eridu Metinleri, M.Ö. ~2100)
    Bu metin Nippur’da bulunmuştur ve Enki (bilgelik tanrısı) ile Ninhursag (doğa tanrıçası) arasında geçen yaratılış öyküsünü anlatır. Burada “Anunna” (Anunnaki) tanrılar, çalışmaktan bıkmış durumda görülür:
    Metinden (Sümerce – İngilizce – Türkçe çeviri):
    “Anunnaki, büyük tanrılar,
    Kürekle çalıştılar, toprağı kazdılar.
    Tanrılar su kanallarını doldurdular,
    Fakat iş ağırdı, emek sonsuzdu.”
    “O zaman Enki konuştu: İnsan yapalım! Onlar bizim işimizi yapsınlar.’ Böylece tanrılar Enki’nin sözüne razı oldu.”
    Açıklama:
    Bu anlatımda Anunnakiler “tanrılar sınıfı” olarak geçer. İnsan, onların hizmetçisi olsun diye yaratılır.
    Hiçbir yerde uzay, başka gezegen veya “dış kökenli” bir varlık fikri bulunmaz.
  2. “Atrahasis Destanı” (Akkadca, M.Ö. ~1700)
    Bu destan Sümer anlatısının Babilce versiyonudur ve çok daha detaylıdır. Burada Anunnakiler ve “İgigi” adı verilen iki farklı tanrılar grubu vardır.
    Metinden:
    “Altı yüz yıl geçti, Ağır iş, tanrılara yük oldu.
    İgigi tanrıları şikâyet etti: Anunnaki efendilerimiz, biz çalışmaktan yorulduk!’
    Enki’nin aklına geldi: ‘Kanla ve toprakla bir yaratık yapalım, İnsan olsun, tanrının yükünü taşısın.’”
    Açıklama:
    Bu metinde Anunnakiler yönetici tanrılar, İgigi’ler işçi tanrılardır. İsyan eden işçi tanrılar yerine insan yaratılır.
    Dolayısıyla “insan, tanrıların hizmetine verilmiş” bir varlık olarak görülür.
  3. “İnanna ve Enki” (Bilgelik Tabletleri)
    Bu metinde Anunnakiler, dünyanın düzenini ve “ME” denilen ilahi yasaları gözeten tanrılardır. “Anunnaki tanrıları gökte toplandı, Yeraltının kapılarını mühürlediler. Onlar halkın kaderini belirleyenlerdir.”
    Açıklama:
    Burada Anunnakiler kozmik düzenin koruyucuları olarak geçer. Gökte, yeryüzünde ve yeraltında görevli tanrılar arasında bölünmüşlerdir.
  4. Modern Yanlış Yorum (Nibiru – Uzaylı Teorisi)
    Sitchin’in iddiasına göre:
    “Nibiru” adında 12. bir gezegen vardır. Anunnakiler bu gezegenden gelip altın çıkarmak için dünyaya inmiştir. İnsanı genetik mühendislikle (homo sapiens sapiens) yaratmışlardır.
    Fakat arkeolojik kayıtlar şunu gösterir:
    “Nibiru” kelimesi Sümerce’de sadece “geçiş noktası” veya “kavuşma yıldızı” anlamındadır. Çoğu tablette “Marduk yıldızı” olarak geçer, bir gezegen adı değildir. Tabletlerde ne “uzay gemisi”, ne “DNA”, ne “altın madeni” ifadeleri vardır. Bunlar 20. yüzyıl modern mitolojisidir.
    Genel Sonuç:
    Başlık Sümer Tabletlerinde Anunnaki Modern Teoride Anunnaki
    Kimdir? Gök, yer ve yeraltı tanrıları Uzaylı bir ırk
    Görevi Kozmik düzeni sağlamak, insanı yaratmak Altın madeni kazmak, genetik mühendislik yapmak
    Köken Sümer tanrılar hiyerarşisi Nibiru adlı hayali gezegen
    Kanıt Arkeolojik tabletler, Sümerce metinler Sitchin’in yorumları (akademik değil)
    Sümer Panteonu’ndaki Anunnakiler ve bağlı tanrıları sistematik olarak göstereceğim.
    Bu tablo, Nippur ve Eridu tabletlerinde geçen tanrılar hiyerarşisine, ayrıca Oxford Sümeroloji Arşivi (ETCSL) çevirilerine dayanmaktadır.
    Sümer Panteonu ve Anunnaki Hiyerarşisi
  5. Üst Tanrılar (Anunna / Yüce Konsey)
    Bu grup “Anunnaki” olarak anılır. Gök (An), Yer (Ki), Hava (Enlil), Bilgelik (Enki) gibi temel unsurları yönetir.
    Tanrı Alanı Açıklama Sembol
    An (Anu) Gök, ilahi baba En yüce tanrı. Tanrıların kralı. Yıldız
    Ki (Ninhursag) Toprak, doğurganlık “Toprak Ana”; insanın yaratılışında yer alır. Dağ, rahim
    Enlil Hava, düzen, yasa Dünya düzenini sağlar, “krallık yetkisini” tanrılara dağıtır. Taç, rüzgar
    Enki (Ea) Bilgelik, su, yaratılış İnsan yaratımında ve bilgelikte öne çıkar. Su akışı, yılan
    Nanna (Sin) Ay Zamanı ve takvimi belirler. Hilal
    Utu (Shamash) Güneş, adalet Adaletin ve ışığın tanrısı. Güneş diski
    Inanna (Ishtar) Aşk, savaş, bereket Kadın gücü, savaş ve tutkuyu temsil eder. Sekiz köşeli yıldız
    Bu 7 tanrı çoğu tablette “Büyük Anunnaki” olarak geçer. Onların altında “küçük Anunnaki” veya “yeraltı Anunnakileri” bulunur.
  6. Alt Tanrılar (Yeraltı Anunnakileri ve Görevli Ruhlar)
    Tanrı / Varlık Alanı Açıklama
    Ereshkigal Yeraltı dünyasının kraliçesi İnanna’nın kardeşi, ölülerin hükümranıdır.
    Namtar Ölüm ve kader Ölüler diyarının elçisi, Ereshkigal’in habercisi.
    Nergal Savaş ve salgın Yeraltının efendisi, ölüm ve hastalık tanrısı.
    Geshtinanna Yazgı ve rüya Kurban edilip yeraltında görev alan tanrıça.
    Dumuzi (Tammuz) Çobanlık ve bereket İnanna’nın eşi; mevsim döngüsünü simgeler.
    Ninurta Savaş ve tarım Enlil’in oğlu, düzeni korur, “tanrısal savaşçı”dır.
    Bu grup genellikle “Anunnaki’nin Yeraltı Meclisi” olarak geçer. Ölülerin kaderini ve dünyanın dengesini belirleyenlerdir.
  7. İkincil Tanrılar (İgigi / Gökyüzü İşçileri)
    Adı Görevi Not
    İgigi (çoğul ad) Göksel yardımcı tanrılar “Gökte çalışan” veya “yük taşıyan tanrılar.”
    Atrahasis Destanı’nda Onların isyanı sonucu insan yaratılır “İgigi isyan etti, Anunnaki Enki’ye başvurdu.”
    İgigi’ler bazen “küçük tanrılar” olarak geçer.
    Modern yorumlarda bunlar hatalı biçimde “uzaylı işçiler” olarak anlatılmıştır. Oysa tabletlerde bu, tanrılar hiyerarşisinde alt kademedeki görevli ruhları temsil eder.
  8. Anunnakilerin Dünyadaki Rolü (Tabletlerdeki İfadeyle)
    “Anunnaki tanrıları göğü ve yeri bölüştüler. Enlil dünyayı aldı, Enki suları yönetti, Nanna ayın yollarını belirledi, Utu halkın adaletini gözetti. İnanna savaşın ve aşkın yolunu tuttu. Onlar yeryüzünün kaderini yazdılar.”
    (ETCSL 1.2.3 – “Tanrıların Bölüşümü”)
    Sonuç – Anunnakiler Neyi Simgeler?
    Düzey İşlev Mitolojik Karşılık
    Anunna (Büyük Tanrılar) Evrenin yasaları, yaratılış ve düzen Devletin en yüksek kurulu gibidir
    Yeraltı Anunnakileri Ölüm, yeniden doğuş, mevsim döngüsü Kozmik dengenin karanlık yüzü
    İgigi Yardımcı tanrılar, ruhlar Yönetici sınıfa hizmet eden ruhani varlıklar
    İnsan Emek gücü, tanrılara hizmet eden Yaratılışın son halkası
    Peki bunları kim yarattı
    “Tanrıları kim yarattı?” sorusu, aslında Sümer düşüncesinde “düzenin kökeni” anlamına gelir.
    Yani Anunnakiler bile bir yerden ilk varlıktan türemiştir. Şimdi bunu Sümer tabletlerine dayanarak sade biçimde anlatayım.
  9. Başlangıçta “Kâos” – Yani “Nammu” vardı
    Sümer metinlerine göre her şeyin başlangıcında,
    henüz gök (An) ve yer (Ki) ayrılmadan önce sonsuz suların okyanusu vardı.
    Tablet: “Enki ve Dünyanın Düzeni” “Başlangıçta Nammu vardı, O sonsuz tatlı su deniziydi. Gök yoktu, yer yoktu. Onun içinden An (gök) ve Ki (yer) doğdu.”
    Nammu, Sümer mitolojisinde her şeyin anasıdır — evreni doğuran ilk varlık. Yani Anunnakiler bile dolaylı olarak Nammu’dan gelir.
  10. Nammu’dan “An” (Gök) ve “Ki” (Yer) doğdu
    Bu ikisi Sümer kozmolojisinin ilk çiftidir:
    An Göğün, ışığın, soyut ilahi dünyanın efendisi
    Ki (ya da Ninhursag) → Maddenin, doğurganlığın ve toprağın tanrıçası
    “Nammu, göğü ve yeri doğurdu. Gök tanrı An, yer tanrıçası Ki ile birleşti, Onlardan Enlil doğdu.”
    Böylece “ilk nesil tanrılar” ortaya çıktı.
    An ve Ki birleşince evren şekillenmeye, tanrılar çoğalmaya başladı.
  11. Enlil’in Doğuşu ve Dünyanın Düzeni
    “An göğe çekildi, Ki yere indi, O ikisinin birleşiminden Enlil doğdu. Enlil havayı ayırdı, gök ve yeri birbirinden kopardı.”
    Bu mit, aslında evrenin “katmanlara ayrılışını” sembolize eder:
    An = gök
    Enlil = hava (ara katman, düzenleyici)
    Ki = yer
    Bu düzen kurulunca diğer tanrılar (Enki, Nanna, Utu, İnanna, vs.) doğar. Anunnaki işte bu tanrılar soyunun genel adıdır “An’ın çocukları”.
  12. Anunnakiler de yaratıcı değil, yaratılmıştır
    Tabletlerde Anunnakiler, evrenin ilk yaratıcıları değildir.
    Onlar An ve Ki’nin çocukları, yani ikinci kuşak varlıklardır. Enki, Enlil, İnanna gibi tanrılar da Nammu’nun torunlarıdır. Bu yüzden Sümer düşüncesi, “mutlak yaratıcı tanrı” anlayışından farklıdır.
    Her varlık bir öncekinden doğar; evren doğum zinciriyle (tıpkı doğa gibi) oluşur.
  13. “Yaratıcının Yaratanı” Sorusu Sümer’de Nasıl Açıklanır?
    Sümer mitolojisi felsefi bir cevap verir:
    “Nammu sudur, sudan hayat çıkar. Su ebedidir, kendinden doğar ve döner.”
    Yani Nammu kendiliğinden var olan bir “ilk ilke”dir — ne yaratılmıştır, ne yok olur. Bu, tıpkı Mısır’daki “Nun”, Hint’teki “Brahman” veya Eski Yunan’daki “Khaos” gibi bir kavramdır. Yaratıcı bir “kişi” değil, sonsuz varlık halidir.
    Özetle
    Düzey Varlık Rolü Kaynak
    1 Nammu Başlangıçtaki tatlı su okyanusu – İlk yaratıcı “Enki ve Dünyanın Düzeni” tableti
    2 An (Gök) & Ki (Yer) Nammu’nun çocukları, evrenin temel çift kutbu “Nammu göğü ve yeri doğurdu”
    3 Enlil An ve Ki’nin oğlu, düzeni kurar “Gök ve yer ondan ayrıldı”
    4 Anunnaki An’ın soyundan gelen tanrılar topluluğu “An’ın çocukları” anlamı
    5 İgigi & İnsan Anunnakilerin yardımcıları ve hizmetkârları “Atrahasis Destanı”
    Buraya kadar incelediğimiz de, o zaman bizim görmediğimiz Allah veya kozmik bir yaratıcı var.
    Bu, aslında çok derin bir felsefi soruya dokunur:
    “Eğer her şey yaratıldıysa, yaratan kimdir?”
    Sümer metinleri, kadim insanın bu soruya sembollerle verdiği ilk yanıtlardan birini içerir. Ama bunu anlamak için iki düzlemi ayırmak gerekir:
    (1) Sümerlerin anlattığı “mitolojik yaratıcı”,
    (2) Bizim bugün sorduğumuz “kozmik yaratıcı / Allah” kavramı.
    Aşağıda ikisini yan yana açıklayayım:
  14. Sümer Anlayışında “İlk Neden”
    Sümerler için:
    Her şeyin başında Nammu vardır: sonsuz, görünmeyen, şekilsiz su kütlesi. Nammu bir “tanrı” değildir; daha çok varlığın özü veya madde-enerji karışımı gibidir. Ondan gök (An) ve yer (Ki) doğar; onlar birleşip diğer tanrıları üretir. Yani Sümer düşüncesi, her şeyin bir özden çıktığı, döngüsel bir yaratılış modeline sahiptir.
    Bu, doğrudan “tek tanrı” fikri değildir ama tek kaynaktan çıkan çokluk anlayışına çok benzer.
  15. Modern Dilde Bu Ne Anlama Gelir?
    Bugün biz bu kavramı şöyle düşünebiliriz:
    “Nammu” = evrenin ilksel enerji alanı, kuantum potansiyeli, vakum enerjisi. “An” ve “Ki” = bu enerjiden ayrışan iki kutup: enerji ve madde. “Anunnaki” = evrenin yasalarını temsil eden güçler (fiziksel ya da bilinçsel düzeyde). Bu bakışla Nammu, aslında kozmik yaratıcı ilkenin sembolik anlatımıdır. Yani evreni düzenleyen bir “bilinç” ya da “kendiliğinden var olan yasa” fikrinin en eski formu.
  16. “Allah” Kavramı ile Benzerlik ve Farki
    Kur’an’daki “O, hiçbir şeye benzemez; ama her şey O’nunla vardır.” (Şura, 11) ifadesi, tam da Sümer mitolojisindeki Nammu’nun görünmez, her şeyi saran doğasıyla kavramsal olarak benzeşir.
    Ama fark şudur:
    Sümer’de yaratıcı doğadır (madde ve enerji). İslam’da yaratıcı doğayı var eden, bilinç sahibi bir iradedir. Yani Sümerler evreni “kendiliğinden doğan” olarak görürken, İslam evreni “bilinçli bir Yaratıcı tarafından başlatılmış” kabul eder.
  17. Felsefi Bakışla Ortak Nokta
    Tarih boyunca her uygarlık, gözle göremediği ama varlığını sezdiği bir “ilk neden” düşünmüştür:
    Sümer’de Nammu, Mısır’da Nun, Hint’te Brahman, Antik Yunan’da Khaos, İslam’da Allah.
    Hepsi farklı dillerle aynı gerçeği tarif eder:
    “Evrenin arkasında, görünmeyen ama her şeyi düzenleyen bir kaynak vardır.”
    Sonuç
    Sümer düşüncesine göre de bizim göremediğimiz, ama her şeyin ondan türediği bir varlık / ilke vardır.
    Ona “Nammu” derlerdi. Biz bugün “Allah”, “Tanrı”, “Evrenin Bilinci” veya “Kozmik Zihin” diyebiliriz.
    Sümerlerin diliyle söylersek:
    “Nammu görünmezdir, ama her yerde o vardır;
    Onun suları olmadan ne gök, ne yer, ne tanrılar olurdu.”
    Aşağıda, tamamen felsefi ve bilimsel bir bakışla,
    Sümer mitolojisindeki “Nammu” kavramı ile
    Kur’an’daki “Allah” kavramı arasındaki benzerlikleri ve farkları derinlemesine açıklayacağım.
  18. Köken: Varlığın Başlangıcı
    Sümer – Nammu Kur’an – Allah
    “Başlangıçta hiçbir şey yoktu, yalnızca Nammu’nun suları vardı.” “O, gökleri ve yeri yoktan var edendir.” (En’am 101)
    Nammu Sonsuz, görünmeyen tatlı su okyanusu. Yaratılışın ham maddesi. Allah Sonsuz, zamandan bağımsız, hiçbir şeye benzemez. Tüm varlığın nedeni.
    Nammu, “öz madde” veya “ilksel enerji” gibidir. Allah, “varlık veren bilinçli irade”dir.
    Yorum:
    Sümer’de “yaratıcı madde” vardır; Kur’an’da “maddeyi yaratıcı irade” vardır. Biri fiziksel özden başlatır, diğeri bilincin iradesinden.
  19. Yaratılışın Mekanizması
    Sümer Kur’an
    Nammu, An (gök) ve Ki’yi (yer) doğurur → Onlardan Enlil doğar → Tanrılar ve insanlar zincir halinde oluşur. Allah, “Ol!” der ve olur. (Yasin 82) → Evren tek emirle varlığa geçer.
    Yaratılış doğum zinciriyle, iç içe geçerek gerçekleşir. Yaratılış irade ve emir ile, doğrudan gerçekleşir.
    Tanrılar doğarak çoğalır; her biri doğanın bir yönünü temsil eder. Allah tektir, doğmamış ve doğurmamıştır. (İhlas
    Yorum:
    Sümer anlatısı biyolojik ve döngüseldir (doğa merkezli).
    Kur’an anlatısı bilinç merkezlidir (irade temelli).
  20. Evrenin Yapısı: Enerji – Madde – Bilinç Üçlüsü
    Boyut Sümer’de Kur’an’da Bilimsel Karşılık
    Enerji Nammu (ilksel su) “Arş’ın su üzerindeydi” (Hud 7) Kuantum vakum enerjisi / sıfır noktası alanı
    Madde Ki (yer), An (gök) “O göğü ve yeri ayırdı” (Enbiya 30) Madde-enerji ayrışması (Big Bang sonrası)
    Bilinç / Düzen Enlil, Enki – evreni yöneten ilkeler “O her şeyi ölçüyle yaratandır.” (Kamer 49) Fizik yasaları, entropi, denge
    Yorum:
    Her iki sistem de evrenin düzenli, ölçülü ve kökeni belirsiz bir özden türediğini söyler. Sümer bunu “kozmik suyun rahmi”yle, Kur’an ise “ölçü koyan tek bilinçli Yaratıcı”yla açıklar.
  21. İnsanın Rolü
    Sümer Kur’an
    İnsan, tanrılara hizmet etsin diye yaratılmıştır. İnsan, Allah’ın halifesi (yeryüzü temsilcisi) olarak yaratılmıştır. (Bakara 30)
    İnsan tanrılara emek verir. İnsan, Yaratıcı’nın iradesini bilinçle uygular.
    İtaat – hizmet – ritüel temelli bir görev anlayışı vardır. Bilinç – sorumluluk – özgür irade temelli bir görev anlayışı vardır.
    Yorum:
    Sümer’de insan bir aracıdır, Kur’an’da ise insan amaçlı bir bilinç taşıyıcısıdır.
  22. Benzerliklerin Özeti
    Alan Ortak Anlayış
    Evren bir kaynaktan türemiştir. Evet – her iki sistemde de evrenin bir “ilk nedeni” vardır.
    Görünmeyen bir güç her şeyi yönetir. Evet – Nammu’nun suları veya Allah’ın kudreti.
    Evren ölçüyle, dengeyle yaratılmıştır. Evet – “denge” (me) / “mizan” kavramı ortaktır.
    İnsan evrende özel bir konuma sahiptir. Evet – ama Sümer’de hizmet, İslam’da temsil görevi.
  23. Temel Fark
    Sümer Kur’an
    Yaratıcı → Evrenin içindedir (maddeyle bir). Yaratıcı → Evrenin dışında, ona yön veren bilinçtir.
    Çok tanrılı – doğa güçleri kişileştirilmiştir. Tek tanrılı – doğa güçleri yaratılmıştır.
    Kutsallık doğada dağılmıştır. Kutsallık yalnızca Allah’a aittir.
    Yorum:
    Sümer düşüncesi kozmik panteizm (doğayı tanrı gibi görme), Kur’an ise kozmik monoteizm (doğayı Tanrı’nın yaratımı olarak görme) anlayışındadır.
  24. Felsefi Köprü: “Kozmik Bilinç”
    Eğer bunu modern bilim diliyle ifade edersek:
    Sümer’deki Nammu kavramı, evrenin ilk enerji alanını (kozmik rahim) temsil eder. Kur’an’daki Allah kavramı, o enerjiye “düzen ve yön veren bilinci” temsil eder.
    Yani:
    Sümer: Enerji doğurur.
    Kur’an: Bilinç yaratır.
    İkisi birleştiğinde, bugünkü bilimde tartışılan
    “Bilinçli Evren” (Conscious Universe) teorisine yaklaşır:
    Evren hem enerji hem bilinçtir; madde o bilincin tezahürüdür.
    Sonuç
    Sümer mitleri ve Kur’an farklı dönemlerin diliyle konuşur, ama insanın sorduğu aynı sorunun cevabını arar: “Ben nereden geldim, beni kim yarattı, neden varım?” Sümer bunu maddenin rahmiyle,
    Kur’an ise yaratıcı bilincin iradesiyle açıklar. Sonuçta ikisi de görünmeyen ama hissedilen bir kozmik kaynağa işaret eder. Biri sembolle, diğeri tevhidle konuşur.
    Sümer’deki “Nammu” kavramı ile Kur’an’daki “Allah” kavramını madde–enerji–bilinç düzleminde, yani hem bilimsel hem metafizik açıdan karşılaştıralım.
  25. Nammu – Sümer Kozmolojisinde Yaratıcı İlke
    Nammu, Sümer mitolojisinde “her şeyin anası” olarak geçer. Ama bu “anne” insansı bir varlık değildir sembolik bir anlatımdır. Sümer tabletlerine göre: “Henüz gök ve yer adlandırılmamışken, sadece Nammu’nun suyu vardı.”
    Bu şu demektir:
    Nammu biçimsiz, görünmeyen bir madde-enerji okyanusudur. Ondan gök (An) ve yer (Ki) ayrılır. Gök ve yer birleşip tanrılar (Anunnaki) denilen “yasaları, güçleri, ilkeleri” ortaya çıkarır Yani Nammu = varlığın potansiyel hâlidir. Henüz form kazanmamış, ama her formun kökenidir.
  26. Bilimsel Düzlemde Benzetme
    Bu anlatım, modern fiziğin “kuantum vakum” kavramına çok benzer.
    Bugün biliyoruz ki:
    Evrenin tamamı görünmeyen bir enerji alanı (kuantum alanı) üzerine kuruludur. Bu alan boşluk gibi görünür, ama içi kaynayan enerjiyle doludur. Madde, zaman ve uzay bu alandan “yoğunlaşarak” çıkar.
    Dolayısıyla bilimsel dille: Nammu ≈ Kuantum Alanı (enerjinin biçimsiz hâli)
  27. Allah – Kur’an’daki Kozmik Yaratıcı
    Kur’an’da Allah için şöyle denir:
    “O, gökleri ve yeri yoktan var edendir.” (En‘âm 101) O, her an bir yaratış içindedir.” (Rahmân 29)
    Bu ifadeler, yaratılışın tek seferlik değil, sürekli bir süreç olduğunu anlatır. Ayrıca Allah, evrenin içinde çözülmeyen bir güç değildir evreni var eden, fakat evrenden bağımsız bir bilinçtir.
    Bu fark çok önemlidir:
    Nammu, kendiliğinden var olan enerjidir.
    Allah, enerjiyi ve yasaları var eden bilinçtir.
  28. Bilinç – Kozmik Zihin Fikri
    Felsefi açıdan iki görüş vardır:
    Madde bilinci üretir. (Materyalizm)
    Bilinç maddeyi üretir. (İdealizm veya Kozmik Zihin görüşü) Sümer’de Nammu bilinçsiz enerjidir,
    ama ondan doğan “tanrılar” bilinç kazanmış varlıklardır.
    Yani bilinç, enerjiden türemiştir. Kur’an’da ise tam tersi:
    Bilinç (Allah) ilk olandır; Enerji, madde, yaşam onun “ol” emrinden türemiştir.
    “Ol der, olur.” (Yâsîn 82)
  29. Karşılaştırmalı Tablo
    Boyut Sümer – Nammu Kur’an – Allah Bilimsel Denklem
    Doğa Kozmik su (enerji okyanusu) Zamansız, mekânsız bilinç Kuantum alanı
    Yaratılış Biçimi Enerjiden doğan tanrılar (yasalar) “Ol” emriyle evrenin oluşu Enerjiden madde türemesi
    Bilinç İlişkisi Bilinç enerjiyle birlikte doğar Bilinç önce gelir, enerji onun ürünüdür “Zihin önce mi, madde mi?” tartışması
    Evrenle İlişkisi Evren Nammu’nun kendisidir Evren Allah’ın yaratımıdır (O’ndan ayrı ama O’na bağlı) Alan–parçacık ilişkisi
    Kutsal Öz Dişil, doğurgan ilke Cinsiyetsiz, aşkın yaratıcı Kozmik bütünlük (enerji+zihin birliği)
  30. Sonuç: İki Dilde Aynı Arayış
    Sümerler evrenin “kendi kendini doğuran bir enerji”den çıktığını anlatmışlardır. Kur’an ise “evrenin ardında, her şeyi bilen bir irade” olduğunu söyler.
    İkisi arasında 3000 yıl olsa da, insan zihni aynı gerçeği aramaktadır: “Varlığın ardında bilinçli bir düzen var mı?”
    O hâlde adım adım, Nammu Kuantum Alanı Allah zincirini modern fizik ve bilinç felsefesi çerçevesinde açıklayalım.
    Nammu ve Evrenin İlk Enerjisi
    Sümer mitolojisinde:
    “Başlangıçta yalnızca Nammu’nun suyu vardı; gök ve yer yoktu.” Bu, fiziksel olarak “her şeyin potansiyel hâli” olarak görülebilir. Modern bilimle eşleştirirsek:
    Kuantum Alanı: Boşluk gibi görünen ama enerji ile dolu bir alan. Madde, enerji ve vakum dalgalanmalarından doğar. Nammu, bu alanın mitolojik anlatımıdır: henüz form kazanmamış, ama tüm potansiyeli içeren kozmik enerji. Yani Nammu, “ilk enerji kaynağı”dır; hiçbir bilinç veya irade içermez.
    Tanrıların ve Evrenin Doğuşu: Enerji Düzen
    Sümer’de An (gök) ve Ki (yer) Nammu’dan ayrılır.
    Modern fizik perspektifiyle: Nammu’dan çıkan “gök ve yer”, enerji alanının yoğunlaşarak madde ve uzay-zaman yapısını oluşturmasıdır. “Anunnaki” = Evrenin temel yasalarını simgeleyen ilk “ilkeler”dir: Yerçekimi, elektromanyetik kuvvet, atom çekirdek kuvvetleri gibi. Bu aşamada henüz bilinç yoktur; sadece düzenleyen ilkeler vardır.
    Bilinç ve Allah: Yaratıcı Zihnin Rolü
    Kur’an perspektifi:
    “Ol der, olur.” (Yasin 82)
    Burada bilinç ve irade, enerjiden ve maddeden önce gelir. Allah, enerji ve maddeyi yaratır; evren O’nun iradesiyle işler. Bilimsel felsefeyle bakarsak: Kuantum alanı veya enerji var, ama bilinç onu düzenlemezse kaotik olur. “Allah” = Enerjiyi düzenleyen ve evrensel yasaları belirleyen bilinç. Evrenin matematiksel düzeni, enerjiyi belirli kurallarla organize eden bir “üst bilinç”i gösterir.
    Enerji–Bilinç Etkileşimi (Modern Perspektif)
    Bu zincir şöyle çalışır:
    Nammu / Kuantum Alanı: Sonsuz potansiyel enerji.
    İlk İlkeler / Anunnaki: Enerjiden doğan düzenleyici yasalar (fiziksel kurallar).
    Allah / Kozmik Bilinç: Bu yasaları yöneten ve enerjiyi form kazandıran bilinç.
    Evren: Madde, enerji ve yaşam, bilinçli düzenin bir tezahürü.
    İnsan: Bilinci ve iradesiyle evreni anlamaya çalışan bir varlık.
    Kısaca: Enerji (Nammu) → Düzen (İlk İlkeler) → Bilinç (Allah) → Evren ve İnsan
    Benzetme Tablosu
    Katman Sümer Modern Fizik Kur’an
    1 Nammu Kuantum Alanı / Enerji Evrenin başlangıcı, yaratılmamış madde
    2 An & Ki → Anunnaki Fizik yasaları / temel kuvvetler Evrenin doğal düzeni
    3 – Bilinçsiz düzen Bilinçli yaratıcı – Allah
    4 İnsan yaratılır, tanrılara hizmet eder İnsan evrimleşir İnsan Allah’ın halifesi, bilinç ve irade taşıyıcısı
    Felsefi Sonuç
    Sümer mitolojisi, enerji ve düzen kavramlarını sembolik bir dille anlatır. Kur’an, aynı evrensel düzeni, bilinç ve irade ile açıklar. Modern fizik bize gösterir ki:
    Evren bir enerji alanından doğar, Yasalar düzeni belirler, Bilinç (Allah) bu düzeni koordine eder.
    Sonuçta, “Nammu Kuantum Allah” zinciri,
    hem kadim mitolojiyi hem modern bilimi hem de teolojik düşünceyi birleştiren bir perspektif sunar.
    Mesaj gönderene:
    Şimdi neye inanırsan inan ama önce İNSAN ol.

Bunlara da bir göz atın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir