OSMANLI’DA ÖZEL MÜLKİYET HAKKI YANİ TAPU SENEDİ UYGULAMASI 2. MAHMUD’UN OĞLU ABDÜLMECİD (1839 – 1861) DÖNEMİNDE BAŞLAMIŞTIR
Osmanlı’nın kurulduğu günden 1847’ye kadar toprağın mülkiyeti yoktu.
Osmanlı’da mülkler devlete yani hanedana ve sultana aitti.
Ancak bu durum 1847 yılında değişti.
Sultan Abdülmecid döneminde çıkarılan kanunname ile Osmanlı’da tapu senedi verilmeye başlandı.
Sovyetler Birliği daha henüz Komünist Sistemi kuramamışken, Osmanlı Devleti 1847 öncesin de komünist toprak sistemine sahipti.
Mülk Allah’ındır anlayışıyla Yaradan’ın yer yüzünde ki temsilcisi sayılan Sultana (Padişaha) aitti toprağın mülkiyeti.
1847’ye kadar Has, Tımar, Zeamet Sistemine göre Osmanlı tebaasına kullanmaları için tahsis edilen arazilerden devlet, toprağı işleyen köylü ve çiftçilerden vergi alırdı.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde taşınmazların tapu defterine kaydı ve maliklerine tapu senedi verilmesine 1847 yılında çıkarılan Tapu Nizamnamesi ile başlanmıştır.
Özel mülkiyete ilişkin tapu sicil düzeni ilk defa bu Nizamname ile gündeme gelmiştir.
Daha sonra ise belirli tarihlerde aralıklı olarak arazi ve emlak yoklamaları yapılmıştır.
1848 – 1872 yılları arasında yapılan tahrirlerde (kayıtlarda) miri (yani devlete ait olan) arazinin yazımı ve tahsisi yapılmıştır.
Yazım sonuçları ise “Atik Arazi” adı verilen defterlere geçirilmiştir.
Bu tarihten sonra tutulan kayıtlar, merkezi hükümetteki arşive gönderilmiş ve hak sahiplerine TUĞRALI TAPU SENEDİ verilmeye başlanmıştır.
Kaynak Bknz: https://gayrimenkulmevzuati.com/osmanli-imparatorlugu-doneminde-arazi-tahrirleri-ve-kayitlari/#gsc.tab=0
1847 YILINDAN SONRA HAS, TIMAR, ZEAMET SİSTEMİ DE KALDIRILMIŞTIR
HAS TIMAR ZEAMET SİSTEMİ
Tımar sistemi, Osmanlı İmparatorluğunda yaklaşık 480 yıl boyunca uyguladığı vergi ve arazi (tarla, toprak) işleme sistemiydi.
Elinizdeki toprağın değeri yüz bin akçeden az ise ona “Has” denilirdi.
“Zeamet” ise yüz ile iki yüz bin akçe değerindeki toprakları kapsayan dirlik türüne verilen isimdi.
Değerli toprakların işlenmesi ise “Tımar” sistemine tabiiydi.
Tımar, genelde savaşlarda yüksek fayda gösteren askerlere ve üst dereceli memurlara verilirdi.
İlk dönem, tımar verilecek olan kişileri belirleme ve bildirme yetkisi sadece vezirlerde ve beylerbeyinde iken, bu yetki daha sonra kapıkulu ocağında görev yapan kişiler de verildi.
Aynı zamanda bir dirlik türü olan tımar sistemi Osmanlı Devletinin her bölgesinde uygulanmamıştır.
En yoğun Trakya ve Anadolu’nun iç kesimlerinde uygulanırken; Mısır ve Arabistan yarımadası üzerin de uygulanamamıştır.
Bu sistemde topraklar devlete aitti ve işlenmesi için verilirdi.
Osmanlı İmparatorluğu bir ülkeyle savaşa girdiğinde tımarlı sipahilerin sefere katılması zorunluydu.
Bu zorunluluğa uymayanların elinden toprakları alınırdı.
(Kaynak Bknz: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2677670 )
Tolga YİRMİBEŞOĞLU
25.09.2025

