İNŞAAT İŞİ ACAYİP ÖNEMLİDİR!..

Bu hafta TBMM’ndeyiz.
Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı raporu (1) okuyacağız.
16 sayfa kadardır.
İktidara kısa vadede “gündem ve manevra alanı” kazandırabilen fakat orta vadede “MHP tabanı ve toplumsal tepki” açısından ciddi risk üretme kapasitesi bulunan bu tutanak, neden Suriye’de SDG’nin geri çekilmesi ile eş zamanlı olarak gündeme getirilmiştir?
En doğrusunu büyüklerimiz bildiği için bu soruya yanıt vermeden devam ediyoruz!
Komisyon, beklenen yararı sağlayabildi mi acaba?
Devleti terör örgütü ile masaya oturtmaya değdi mi?
Terör örgütü liderine “kurucu önder” (2) denildiğini duyduğunda dünyası yıkılanlar, biraz olsun toparlanabildiler mi?
Bu soruların yanıtlarını da şimdilik aramıyoruz.
Şimdilik…
☆☆☆
Gazi Meclis’in resmi internet sayfasında yayınlanmış tutanaklardan satır satır okuyabilirsiniz:
Ben özetin özeti vereceğim, özet şöyledir:
1) “Kurucu Önder” Abdullah Öcalan:
“Bahçeli ‘umut hakkı’ ifadesini boşuna kullanmadı” diyor.
MHP liderinin “umut hakkı” (3) çıkışını bir dil sürçmesi veya rastgele söz değil, devlet içi bir niyet veya mesaj olarak okuyor.
Bu mesajın siyasi karşılığı:
“İktidar bloğunda bir kapı aralanıyorsa bunu ciddiye alırım”dır.
2) Öcalan diyor ki:
“Umut hakkı tanınmadan (başka bir deyişle hukuki zemin olmadan) çalışamam.”
Anlamı:
“Benim rol almam isteniyorsa, bunun karşılığı hukuki bir statü, bir zemin olmalıdır”
Siyasi karşılığı:
Öcalan’ın “süreç” gibi bir dosyada pazarlık unsuru olarak hukuk şartı öne çıkarmasıdır.
3.)” Kurucu Önder” şart koşmaya devam ediyor:
“Adım atılırsa sorumluluk alırım” diyor.
Anlamı:
“Ben elimdeki etkiyi kullanmaya hazırım” demektir.
Siyasi karşılığı:
Hem devlete hem örgüte dönük bir cümle gibi okunuyor:
Devlete: “Bir çerçeve verirseniz, ben katkı sunarım.”
Örgüte: “Sözüm geçer, yönlendirebilirim.”
Öcalan, iddialı bir şey daha söylüyor:
4.) “Başarılı olamazsam eleştirilip yargılanmayı kabul ederim.”
(Pazarlıkla “yargılanma” sanki olabilirmiş gibi!)
Ayrıca kamuoyuna dönük bir hamle daha yapıyor:
“Sorumluluktan kaçmıyorum” görüntüsü vermek istiyor.
5.) “Suriye (ve bölgesel denklem) bu işin merkezindedir” diyor.
Anlamı:
Türkiye içindeki Kürt meselesinin artık sadece “iç güvenlik” değil, Suriye/SDG/ABD/İsrail hattıyla bağlı bir konu olduğunu vurguluyor.
Siyasi karşılığı:
“Beni sadece Türkiye içi ‘çözüm’ için değil, bölgesel pazarlık ve denge için de bir aktör olarak görün” mesajını veriyor…
☆☆☆
ABD’nin SDG’ye, petrol ve su alanlarını boşaltarak geri çekilin talimatı vermesi, ileride “Bağımsız Kürt Devleti” kurulacağı hayalini taşıyan Kürtler üzerinde nasıl bir etki yaratmıştır?
Bu sorunun yanıtını en saf ve sade şekliyle Kürt Sanatçı Şivan Perver, göz yaşlarını dökerek vermiştir.
Ne dediğini ve video kaydını aşağıdaki (4) numaralı dipnottaki bağlantıdan izleyebilirsiniz…
Gerçek anlamda bir yıkımdır!..
☆☆☆
“Müttefiklik” ifadesini öne çıkartan PKK’nın, Kandil’deki yöneticisi Murat Karayılan’ın geri çekilmeye tepkisi sert oldu:
“Şimdi ne oldu da müttefikinizi böyle bir saldırıyla karşı karşıya bırakıyorsunuz?
Bu yaptığınız riyakârlıktır” (5) dedi.
Şimdilik boşta kalan PKK’lılar ne yapacaklar?
Ve:
Amerika’nın PKK/SDG’ye verdiği silahlar ne olacaktır?
Bu soruların yanıtı bellidir:
Silâhlar zaten ABD üslerindedir (6) ve üstlerdeki nöbetçilik görevini ikinci bir emre kadar Kürtler yapmaya devam edecekler.
Nöbetçi çavuşları ise her zamanki gibi ABD’li olacaktır…
ABD’ye askerlik yapan bu aldatılmış erat, düzenli olarak maaşlarını almaya devam edecekler ve ikinci bir emir için hazır bekleyeceklerdir…
Gönüllü olarak ABD’ye asker olmayı kabul eden Kürtlerin askerlik görevleri terhis olana kadar devam edecektir.
Ne zaman terhis edilecekler sorusunun yanıtı ise belli değildir…
☆☆☆
Gerçekten de ABD Başkanı Trump’ın boşa geçirecek saniyesi yoktur:
Çalışıyor da çalışıyor.
Bir taraftan NATO üyesi Danimarka’dan Grönland’ı almaya çalışarak, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün altına dinamiti yerleştiriyor, diğer taraftan Venezuela’nın petrollerine el koyma işini sağlam kazığa bağlamaya çalışıyor, öte yandan da Gazze’yi, Ortadoğu’nun Riviera’sı yapmak (7) için kolları sıvamış vaziyettedir.
Ha babam de babam çalışıyor!
Trump, Gazze’de bir taşla birkaç kuş vurma hesabı içerisindedir:
“Gazze Komisyonu” diye anılan yapı, haberlerde genelde “Board of Peace (Barış Kurulu) ve Gaza Executive Board (Gazze Yürütme Kurulu)” (8) şeklinde geçiyor.
Her iki kurulda da yer alacak olan Türkiye’yi, Dış İşleri Bakanımız Hakan Fidan temsil edecek…
☆☆☆
Gazze Yürütme Kurulu, Gazze’de savaş sonrası dönemde ateşkesin ilerletilmesi, güvenlik düzeni, yönetim ve yeniden inşa süreçlerini koordinasyonla yürütmek için kurulmuştur.
Emlakçılar ve inşaatçılar için “Yeniden İnşa” süreci oldukça önemlidir:
Komisyona katılmak isteyen üyelerden 1 milyar ABD doları nakdi katkı yapmaları isteniyor.
ABD, Büyük Ortadoğu Projesi için yaptığı masrafları bir şekilde ve fazlası ile geri alacaktır…
Çağrı yapılan 58 üyeden; Macaristan, Vietnam, İsrail, Türkiye ve Katar 1’er milyar doları hazırladılar bile!
Toplanan kaynakların Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarı için kullanılacağı belirtiliyor. Resmî tüzüğe göre, “Board of Peace” genel yapısı ve iştirak eden finansal kontrollerin son sorumlusu başkan Trump olacak.
Başkası mı olacaktı?
Başkanın yetkileri arasında üyeleri davet etme ve fonların nasıl kullanılacağını şekillendirme de yer alıyor…
☆☆☆
Biliyorum, merakınızı mucip bir soru daha var:
Galata Köprüsü’nde yapılan İsrail aleyhtarı mitinglerde hangi sloganlar atıldı ve o mitingler ne işe yaradılar?
Filistin/Gazze mitingleri, Yüksek İstişare Kurulu Üyeliğini Bilal Erdoğan’ın yaptığı TÜGVA (Türkiye Gençlik Vakfı) öncülüğünde “Milli İrade Platformu ve İnsanlık İttifakı” çağrısıyla icra edilmişlerdir.
Gazze mitinglerinde atılan sloganlardan nasıl bir yarar sağladıklarını söylemek mümkün olabilir:
“Sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin’i unutmuyoruz”, “Nehirden denize özgür Filistin!”, “Katil İsrail hesap verecek!”, “Filistin için adalet, dünya için vicdan!”, “Bebekler üşürken susamazsın; insanlık ölürken yaşayamazsın!”, “İstanbul’dan Gazze’ye direnişe bin selam!”, Tekbiiiiiiiiiiiiiiiiiiir (“Allahu Ekber”), Tekbiiiiiiiiiiiiiiiiiiir (“Allahu Ekber”), Tekbiiiiiiiiiiiiiiiiiiir (“Allahu Ekber”) … (9)
Allah büyüktür ama Gazze küçüktür!..

Bunlara da bir göz atın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir