ÖZGÜR ÖZEL’İN DÜNYA GÖRÜŞÜ: BATI MERKEZLİ, SIĞ VE ÇÖKÜŞÜ GÖRMEYEN BİR PERSPEKTİF

ÖZGÜR ÖZEL’İN DÜNYA GÖRÜŞÜ: BATI MERKEZLİ, SIĞ VE ÇÖKÜŞÜ GÖRMEYEN BİR PERSPEKTİF

Sefa Yürükel

Özgür Özel’in Alman WELT gazetesindeki makalesi, birkaç talihsiz cümleden ibaret değil. Bu cümlelerin arkasında, Türkiye’nin geleceğini doğrudan ilgilendiren, fakat gerçeklikle bağı kopmuş bir dünya görüşü var. Özel, dünyayı ABD, AB ve NATO’dan ibaret görüyor. Bu, hem kör bir bakış hem de tehlikeli bir yanlış seçimdir. Çünkü bu perspektif, yükselen Asya’yı, öfkelenen Küresel Güney’i, çöken Batı hegemonyasını ve Gazze’deki soykırımı görmüyor. Bu sığ bakış açısıyla Türkiye Cumhuriyeti yönetilemez.

Dünyayı ABD-AB-NATO Üçgenine Hapsetmek

Özel’in perspektifinde dünya, Washington ile Brüksel arasında sıkışmış bir yer. Yükselen Asya yok, Küresel Güney yok, çok kutuplu bir dünya yok. Sanki 21. yüzyıl değil, Soğuk Savaş’ın ilk yılları yaşanıyor. Sanki Berlin Duvarı hâlâ ayakta, Sovyetler Birliği hâlâ dağılmamış, Çin hâlâ yoksul bir tarım ülkesi, Hindistan hâlâ İngiliz sömürgesi.

Oysa bugün dünya, tek merkezli bir düzenden çoktan çıkmış durumda. Çin, Hindistan, Rusya, Brezilya, Güney Afrika, Endonezya, Suudi Arabistan, BAE, Türkiye ve daha onlarca ülke kendi eksenlerinde hareket ediyor. BRICS genişliyor; Mısır, Etiyopya, İran, BAE ve Suudi Arabistan gibi ülkeler katıldı. Şanghay İşbirliği Örgütü derinleşiyor. Küresel Güney, artık Batı’nın arka bahçesi değil, kendi sesini yükselten bir aktör. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Asya’dan Ortadoğu’ya kadar halklar, Batı’nın dayatmalarına “hayır” diyor.

Bu gerçekleri görmeden Türkiye Cumhuriyeti yönetilemez. Çünkü Türkiye, coğrafyası gereği bu çok kutuplu dünyanın tam merkezinde. Asya ile Avrupa arasında, Rusya ile Ortadoğu arasında, enerji koridorları ile ticaret yolları arasında bir köprü. Türkiye’yi ABD-AB-NATO üçgenine hapsetmek, bu köprüyü tek bir ayağa bağlamak demektir.

Batı’nın Zulümlerine Sistematik Körlük

Özel’in perspektifi, Batı’nın zulümlerine karşı sistematik bir körlük içeriyor. Bu körlük, tesadüfi değil; ideolojik. Çünkü Batı’yı “demokrasi” ve “insan hakları”nın merkezi olarak gören bir zihin, Batı’nın işlediği suçları göremez. Görmek istemez. Görse bile, “istisna” der, “yanlış” der, “ama” der.

Gazze’de Soykırım

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi’nin Şubat 2026 tarihli raporu, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’da “etnik temizlik” endişelerini ortaya koyuyor. Raporda, “yoğunlaşan saldırılar, mahallelerin sistematik yıkımı ve insani yardımın engellenmesinin Gazze’de kalıcı bir demografik değişimi hedeflediği” belirtiliyor . Raporda en az 463 Filistinlinin açlıktan öldüğü, bunların 157’sinin çocuk olduğu kaydediliyor . Gazze Hükümet Basın Bürosu’nun verilerine göre, 2025 yılında 71.000’den fazla Filistinli şehit edildi, 171.000’den fazla kişi yaralandı ve 9.500 kişi hâlâ enkaz altında kayıp .

Özel’in “daha güçlü Avrupa ? ( güçlü ama ABD ‘den ve siyonist – evangelist elitlerden kurtulumuş demokratik Avrupa demiyor) ” dediği Avrupa bugün demokrasiden vaz geçmiş evangelist – siyonist elitler tarafından yönetilmekte, bu soykırımın ortağıdır. Bu Avrupa’nın peşine takılmak, Türkiye’yi de aynı soykırımın ortağı yapar.

Batı Elitlerinin Ahlaki Çöküşü

Batılı elitlerin çürümüşlüğünü gösteren skandallar, sadece bir kişinin değil, bir sistemin ahlaki çöküşünü işaret ediyor. Bu elitler, kendi halklarına “demokrasi” ve “insan hakları” dersi verirken, kendi içlerinde en karanlık suçlara bulaşmış durumda. Bu iki yüzlülüktür.

Ortadoğu’yu Bombalamak

ABD ve müttefikleri, on yıllardır Ortadoğu’yu bombalıyor. Irak’ta milyonlarca insan öldü. Afganistan’da yirmi yıl işgal sürdü. Libya paramparça edildi. Suriye yıkıldı. Yemen’de ABD destekli Suudi Arabistan’ın bombalarıyla yüz binlerce insan öldü. Peki bu bombardımanlar demokrasi getirdi mi? Hayır. Sadece kaos, yoksulluk ve gözyaşı getirdi.

NATO: Güvenilmez Bir Müttefiklik Zihniyeti

Özel’in “daha güvenilir NATO müttefiki” söylemi, siyaseten bir aldatmacadır. Türkiye’nin NATO’ya üye olduğu 1952 tarihinden bu yana NATO hükümetleri, Türkiye’de demokrasiyi hiçbir zaman güçlendirmedi . Aksine, NATO Türkiye’deki askeri darbelere dolaylı olarak karıştı .

1952’de NATO’ya kabul edilmemizle birlikte Türkiye, artık bağımsız olmayan, NATO’ya bağlı ve bağımlı bir devlet haline geldi .
Ardından 1971 muhtırası, 1980 darbesi, 15 Temmuz ihaneti… Hepsi NATO şemsiyesi altında oldu .

Rusya, İran ve Asya’ya Düşmanlık Demokrasi Getirmez

Özel’in perspektifi, Rusya’ya, İran’a ve Asya’ya düşmanlık üzerine kurulu. Bu düşmanlık, ne Türkiye’ye, ne bölgeye ne de dünyaya demokrasi getirir.

Rusya ve Çin ile ilişkileri koparmak, Türkiye’yi enerjide, ticarette ve güvenlikte zora sokar. İran’a düşmanlık, Ortadoğu’da Türkiye’yi yalnızlaştırır. Asya’ya sırt çevirmek, Türkiye’yi dünyanın en dinamik ekonomik bölgesinden koparır. Demokrasi, düşmanlık üzerine değil, barış ve işbirliği üzerine kurulur.

Demokrasi ve Tam Bağımsızlık

Demokrasi, dışarıdan ithal edilen bir proje değil; halkın kendi kaderini tayin etme iradesidir. Tam bağımsızlık demokrasininde tek gerçek zeminidir.

Bağımsızlık azaldıkça demokrasi zayıflar. Bağımlı ülkede çok ses çıkması değil, az ve tek ses çıkması istenir. Demokrasi neredeyse seçimden ibaret kalır; sandıktan ise sandığa konulan çıkar.

Türkiye’nin demokrasi erozyonu, NATO üyeliği ve AB adaylığı ile paralel ilerledi. 1952’de NATO’ya üye olduk ; ardından askeri darbeler geldi. 1999’da AB adayı olduk ; ardından 2000’lerde demokrasi geriledi. Avrupa Parlamentosu’nun 2026 raporu, Türkiye’de demokratik gerilemenin devam ettiğini, yargı bağımsızlığının zayıfladığını ve muhalefete yönelik baskıların arttığını tespit ediyor . Özel, AB-AB’nin desteğiyle gelen bu baskıcı iktidarı NATO- AB-ABD’ nin neden hala eylemle desteklediklerini kavrayamıyor. Yada analiz yeteneği yetkin değil ve batıya hizmet etmeye çok hevesli. Bu nedenle Özel gibi batıya Türkiye ‘de ki iktidarı değiştirmek için beni destekle ben batıya daha iyi yarayışlı olurum diyen bir kişi asla demokrat olamaz ve Türkiye Cumhuriyetini yönetemez.

Sonuç: Sığ Perspektifle Türkiye Yönetilemez

Özgür Özel’in dünya görüşü, dünyayı ABD, AB ve NATO’dan ibaret gören sığ ve düşünce yoksunu bir perspektiftir. Bu perspektif:

· Yükselen Asya’yı ve Küresel Güney’i görmezden gelir.
· Batı’nın zulümlerine kör kalır.
· Gazze’deki soykırımı seyreder.
· Rusya, İran ve Asya’ya düşmanlık üzerine kuruludur.
· NATO’nun Türkiye’deki darbelerdeki rolünü görmez .
· Türkiye’nin çok kutuplu dünyadaki manevra alanını yok eder.

Bu sığ bakış açısıyla Türkiye Cumhuriyeti yönetilemez. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, tam bağımsız, çok kutuplu bir dünyayı okuyabilen, Batı’nın iki yüzlülüğünü görebilen ve halkının çıkarını her şeyin üstünde tutan bir perspektiftir.

Demokrasi, Batı’nın peşine takılmakla değil, tam bağımsızlıkla gelir. Türkiye’nin yolu, ABD-AB-NATO üçgeninden değil, kendi bağımsız ekseninden geçer. Bu eksen, Asya’dan Afrika’ya, Latin Amerika’dan Ortadoğu’ya, tüm mazlum halklarla dayanışma içinde bir eksendir. Bu eksen, Gazze’deki soykırıma karşı duran, Batı’nın iki yüzlülüğünü ifşa eden, tam bağımsız Türkiye’nin eksenidir.

Özgür Özel ve onun gibi düşünenler, bu ekseni göremiyor. Çünkü onların gözü, Washington’a ve Brüksel’e kilitlenmiş. Oysa dünya, artık o iki şehirden ibaret değil.

Kaynakça

  1. WELT, “Türkischer Oppositionsführer: Unsere Botschaft an Deutschland ist einfach”, 2026-09-21
  2. TBMM, “18 Şubat Türkiye‘nin NATO’ya üyeliğinin 68‘inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması”
  3. TBMM Genel Kurul Tutanakları, 33. Birleşim, 14 Aralık 1999
  4. European Parliament, “Georgia and Türkiye: No EU accession progress without reforms”, 2026-06-16
  5. Sabah, Melih Altınok, “Darbesiz muhtırasız nice on yıllara”, 2026-07-14
  6. Gazete Oksijen, “Özel Alman medyasından WELT‘e yazdı”, 2026-09-22
  7. Republic of Türkiye Ministry of Foreign Affairs, “Statement of Prime Minister Bülent Ecevit In Helsinki On Turkey’s Candidacy To The EU”, 1999-12-11
  8. European Parliament, David McAllister statement, 2026-06-16
  9. TBMM Komisyon Tutanakları, “kabul etti ve demokratik modernleşme yoluna girdi”
  10. Cumhuriyet, “Özgür Özel, WELT’e yazdı”, 2026-09-22
  11. T.C. Cumhurbaşkanlığı, “Türkiye‘nin NATO’ya üye oluşunun 51. yıldönümü”, 2003-02-18
  12. Anadolu Ajansı, “Türkiye‘nin NATO’ya katılmasına dair kanun tasarısının kabul edildiği birleşim”, 2026-07-04
  13. European Parliament debate, “2025 Commission report on Türkiye”, 2026-06-16
  14. Sénat français, Rapport sur la Turquie, R18-629
  15. Odatv, “Özgür Özel WELT’te yazdı”, 2026-09-22
  16. European Parliament, “Issues related to the judicial and penitentiary system”

Bunlara da bir göz atın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir