Günümüzde tarımın çökmüş olduğunu görenler, tüm sorumluluğun ve yaşadığımız çöküşün nedenlerini ve sorumlularını, çok sağlam kanıt ve belgeleriyle görmüş olacaksınız.
İNÖNÜ DÖNEMİ
ismet İnönü, Cumhurbaşkanı seçildikten 4,5 ay sonra, 1 Nisan 1939 günü, Türkiye Cumhuriyeti devletini, bir yabancı ülkeye ilk anlaşmayı yaptı.
Bu anlaşmaya göre Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) değişen oranlarda; “gerek ithalat ve ihracatta ve GEREKEN TÜM KONULARDA en ziyade MÜSAADEYE MAZHAR ÜLKE statüsü tanıdı.” Ayrıca, ABD sanayi mallarının ithalatında yüzde 12 ile yüzde 88 arasında GÜMRÜK İNDİRİMLERİ sağladı.
ABD’ye başta ticaret olmak üzere “tüm konularda” imtiyazlar tanıyan 1 Nisan 1939 anlaşması imzalandı.
Köy Enstitülerini , Milli eğitim bakanı Hasan Ali Yücel ve Kahraman ilköğretim gnl.md.İ.Hakkı Tonguçu 40 lı yıllarda görevden alarak yerlerine gerici R.Şemsettin Sireri bakan yapan İsmet İnönü köy Enstitülerinin işlevsizleşmesine göz yummuştur.
Nitekim,yerine gelen bakan derhal köy enstitülerine tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi ve derslerinin uygulamalı yapılabilmesi için verilen devlet arazilerinin tamamını geri alarak ,köy Enstitülerinin ülkeyi kalkındıracak üretim devrimini de yoketmiştir.
1945*ten sonra motor ve ağır sanayi yatırımlarından vazgeçildi. Gübre ve tarım ürünleri dahil ithalata yönelindi. Yoğun olarak dış borç alındı.
Petrol işletmeciliği devlet tekelinden çıkarıldı, Başında İsmet İnönü’nün bulunduğu CHP; 1947 yılında parti programını değiştirdi ve Demir Çelik İşletmeleri, Genel Makine Fabrikası, Elektrolitik Bakır Kombinası gibi ağır sanayi projelerinden vazgeçildiğini açıkladı, Makine ve Kimya Endüstrisi’nin (MKE) gerçekleştirdiği ve Danimarka dahil birçok ülkeye ihraç edilen sekiz kişilik yolcu uçağı üretimine SON VERİLDİ.
1946’da TBMM’de konuşan8 hükümetinin başbakanı Şükrü Saraçoğlu, Türkiye’nin ABD’ye olan 4,5 milyon dolar borcunu ödemesiyle ilgili şunları
söylüyordu:
“Hepimiz inanıyoruz ki, ABD’ye bu parayı vermekle borcumuzun yalnız maddi kısmını ödüyoruz.
ABD’ye bir de manevi borcumuz var ki, onu da özgürlük, eşitlik, bağımsızlı ve insanlık davalarında Amerika’nın bulunduğu saflarda bulunmak suretiyle ödeyeceğiz.”
Aynı gün, aynı konuda TBMM kürsüsüne çıkan Bursa milletvekili Baha Pars şöyle konuşuyordu:
“Bugün bu büyük milletin, Amerika’nın, insanlığa yaptığı yardımı hatırlayıp teşekkür ederken, peygamber gibi temiz ve kusursuz Roosevelt’i ve onun halefi olan kıymetli devlet ve millet adamı Truman’ı hürmetle selamlarım.”
Yaptığı ikili anlaşmalarla Türkiye’nin ticaretini, tarımını ve sanayisini Amerika’ya teslim eden Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, 27 Aralık 1949 tarihinde, Türk milletinin geleceği olan çocuklarının eğitimini de ikili bir anlaşmayla Emperyalist ABD’ye teslim etti.
Her zaman göz önünde bulundurmamız yalın gerçek şudur: Türk tarımını, ticaretini, sanayisini ve Türk çocuklarının eğitimini Emperyalist ABD’ye teslim eden İnönü olmuştur.
Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, hükümetinin başbakanı Şükrü Saraçoğlu ve tüm milletvekilleri gönüllü olarak devşirilmiş, hem de büyük bir coşku ve sadakatla Emperyalist ABD’nin UŞAĞI olmuşlardır.
Onlar; para, mal, mülk, makam ve güç için ABD’nin hizmetkârı olurken Türk milletini de KÖLE durumuna düşürmüşlerdir.
Peki, tüm bu yapılanlar Türk milletine IHANET değilse ya nedir?
MENDERES DÖNEMİ
Mayıs 1950’de iktidar olan Demokrat Parti’nin başbakanı Adnan Menderes, 12 Kasım 1956 tarihinde ABD ile “Tarım Ürünleri Anlaşmasını” imzaladı.
Bu anlaşmaya göreABD, Türkiye^ye 46,3 milyon dolarlık buğday, arpa, dondurulmuş et, konserve, sığır eti, don yağı ve soya yağı satacaktı.
Bu ürünler az gelişmiş bir tarım ülkesi olan Türkiye’ninn temel tarim ürünleriydi ve bunlar ABD gibi bir ülkenin eşit olmayan rekabetine terk ediliyordu.
Ama daha da ağir olanı anlaşmanın 2. ve 3. maddeleriydi: “Madde 2:
Türkiye’nin yetiştirdiği ve bu anlaşmada adı geçen ya da benzeri ürünlerin Türkiye’den yapılacak ihracatı ABD TARAFINDAN DENETLENECEKTİR.”
‘Madde 3 (b): Türk ve Amerikan hükümetleri Türkiye’de Amerikan mallarına talebi artırmak için birlikte hareket edeceklerdir.”
Türkiye, Demokrat Parti iktidarında, 13 $ubat 1952 tarihinde NATO’ya girdi. NATO demek, ABD demektir.
20-25 Şubat 1952 tarihlerinde Lizbon’da yapılan NATO Konseyi Zirvesinde konuşan, Adnan Menderes hükümetlerinin Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu şunları söylemişti: “Karşınızda büyük bir istekle ve KAYITSIZ ŞARTSIZ işbirliği zihniyetiyle hareket etmeyi ilke edinen bir Türkiye bulacaksınız.’
Türkiye kayıtsız şartsız ABD’ye teslim olunca Türk Silahlı Kuvvetleri ABD’nin denetimi altına girdi.
NATO’ya bağlılığı gerekçe gösteren CIA ajanları Türk ordusunun içinde, rahatça örgütlendiler.
Köy Enstitüsü öğretmenleri ve Köy Enstitüsü uygulaması Hasan Ali Yücel’in 1946’da Milli Eğitim Bakanlığından ayrılmasına değin devam etmiştir.
Hasan Ali Yücel’den sonra Milli Eğitim Bakanı Olan Reşat Şemsettin Sirer zamanında Köy Öğretmen Okullarına dönüştürülmüştür. Bu okullar da
ABD’NIN TALİMATI İLE ADNAN MENDERES’İN KÖY ENSTİTÜLERİNİ KAPATMASI TÜRKİYE’Yİ VERİLEN EN BÜYÜK CEZA VE TÜRK MİLLETİNİN CAHİLLİĞİNİN BAŞLAMA TARİHİDİR.
Demokrat Parti döneminde 27 Ocak 1954’te kapatılmıştır.
Rıza UTKU

